Kardeş Geliyor..


Heyecanı, hazırlığı, endişesi, mutluluğu ve elbette zorlukları..
Bir çocuk sahibi olmakla ilgili her birimizin söyleyecek onlarca cümlesi var. 
İlk kez anne baba olmaya hazırlanıyorsanız tüm dünya önce sizin sonra da bebeğin etrafında dönecek elbette. Ama ikinci ya da üçüncü kez anne baba olmaya hazırlanıyorsanız durum çok farklı.. 
Artık hislerini önemsemeniz, ihtiyaçlarını gidermeniz gereken biri/birileri daha var. 
Üstelik şimdilik sizin için herkesten ve her şeyden önce geliyor.
En kıymetliniz o ve onun hayatını bütünüyle değiştirebilecek büyük bir değişiklik kapıda. 
Bir yandan ona ömür boyu omuz verecek bir kardeş veriyor olmak rahatlatıyor belki içinizi ama bir yanınız ilk göz ağrınızın tahtını sallıyor olmaktan endişeli.. 
Sizin kafanız, hisleriniz bile bu kadar karışıkken, çocuğunuzu bir kardeşe nasıl hazırlayacaksınız? 

Önce çocukların gözünden bakarak başlayalım işe. 

Çocukların kardeş algısı hakkında fikir sahibi olmak için bir kreşte 3,4 ve 5 yaş gruplarıyla tek tek yaptığım görüşmelerden özellikle ayırdığım birkaç not var. 3 ay ve daha kısa süre önce kardeşi olan çocukların sözleri bunlar. 


Eve geldi. Çok küçükmüş. Bir sürü misafir geldi, herkes bebeğe hediye getirdi. (Kız,3 yaş)
Annem sürekli onu kucağında tutuyor, hiç bırakmıyor. (Kız, 4 yaş)
Ben de kardeşimi seviyorum ama annem yanında uyuyor. Artık evde bağırmak yasak, bebek uyanıyor. (Erkek, 4 yaş)

Sürekli ağlıyor ama kimse ona kızmıyor, ben ağlasam kızarlar. (Erkek, 5 yaş)



Çok küçük, hep uyuyor, ben böyle kardeş istemiyorum. (Kız, 4 yaş)
Çocuklar bizim kadar karmaşık değiller. Görünen neyse ona inanırlar. 
İşte o yüzden çocuğunun gözünden bakabilmek anne babaya onun hislerini anlamada ciddi avantaj sağlar. Karşınızda bir yetişkin değil, küçük bir çocuk olduğunu unutmamanız lazım.
İşte bu yüzden eğer çocuğunuz kardeşini çok kıskanıyorsa, o değil "siz" bir yerde hata yapıyorsunuz demektir. 

Ne zaman?


Öyle herkese geçerli bir reçete yok elbette. Çocuğunuz için en doğru kararı siz vereceksiniz. 

Her ailenin yapısı, dinamikleri farklı, kendine özgüdür. Ekonomik şartlar, psikolojik hazırlık, bebeğin bakımında anneye yardım edecek kişi veya kişilerin varlığı gibi birçok farklı etken var ve her ailede şartlar farklı zamanlarda olgunlaşabilir. 
Ama dikkat etmek gereken birkaç nokta var elbette. 

Annenin ilk doğumdan sonra hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini toplayabilmesi, ikinci bir bebeğin sorumluluğuna hazırlanması için bir süreye ihtiyacı olduğu gerçek. Bazılarımız için daha az, bazılarımız için daha fazla ama sonuçta hepimiz için biraz zamana ihtiyacı var mutlaka. 

Bir diğer kritik zaman da ilk çocuğun anaokulu, kreş ya da ilkokula başladığı zaman.

Her ne kadar anne babalar için ilk çocuğun okula başladığı yıl ikinci çocuğa sahip olmak büyük kolaylık gibi görünse de, çocuk “annem babam yeni bebek geldiği için beni evden uzaklaştırıyorlar” diye düşünebilir.
Bu düşünce çocuğun hem okulla sorun yaşamasına hem de kıskançlığın dozunun artmasına sebep olabilir. Eğer kardeşi doğduğunda çocuğunuz tam da anaokuluna/kreşe başlama çağındaysa ona biraz zaman verin. Evde bir süre sizinle kalsın, kardeşinin varlığına alışsın okula ondan sonra başlasın.
Çocuğu kardeşe nasıl hazırlamalı?
Okul dönemindeki çocuklara kardeşlerinin olacağını anlatmak okul öncesi dönemdeki çocuklara göre daha kolay. Çünkü okul dönemindeki çocukta gerçeklik ve zaman algısı biraz daha iyi oluşmuştur. Yani karışık açıklamalarınızı biraz daha iyi anlayabilir hale gelmiştir. Ancak yine de uzun, bilimsel açıklamalar yerine kısa ve net bir açıklama yapmanız daha mantıklı. En önemlisi ise sorduğu soruları yanıtsız bırakmamak. 

Okul öncesi çocuklarda ise durum biraz daha karışık. Bu dönem çocukları kardeş haberini aldıktan sonra her gün annesine bebeğin ne zaman geleceğini sorabilir, bebeğin anne karnına nasıl girdiğini  nasıl çıkacağını öğrenmeye çalışır, bebeğin kendisiyle doğar doğmaz oyun oynayabileceğini hayal eder. Bu merak ve heyecan anne babayı bunaltabilir. İşte bu yüzden çoğu zaman anne babalar çocuğa bir kardeşi olacağını olabildiğince geç söyleme yolunu seçebilirler. 

Ama dikkat etmek gereken bir nokta var. Hamileliğiniz belli olduğu ve çevrenizdekiler durumu fark edip yeni bebekle ilgili konuşmaya başladığı andan itibaren ilk çocuğunuz farklı bir şeyler yaşandığını duyar ve anlar. Bir de hamilelik bulantıları, ağrıları ya da halsizlik nedeniyle çocuğunuzla eskisi kadar çok vakit geçiremiyorsanız endişeleri de artar. Eğer siz onun yaşına uygun bir açıklama yapıp içini rahatlatmazsanız bu belirsizlik çocuğunuzun kafasını karıştırır, huysuzluklarının artmasına sebep olabilir. 

Yani hamileliğinizin çevreniz tarafından anlaşılmaya başladığı dönem, evdeki minik abla ya da ağabeyi bilgilendirmek için uygun zamandır diyebiliriz. 
Ona küçük bir kardeşi olacağını, tıpkı anne babası gibi abla/ağabeyine de çok ihtiyaç duyacağını anlatmalısınız. 
Tabi sizin kısa, net açıklamalarınız çocuğunuz için yeterli olmayacak.
O sormaya devam edecek.
"O bebek karnına nasıl girdi, nereden çıkacak, bebek nasıl olur" en bilinçli anne babalar bile bu sorularla afallıyor.
Çocuğunuzun sorularını mutlaka cevaplayın.
Ama bu cevapların yaşına uygun olması çok önemli.
Eğer nasıl cevap vereceğinizi bilemiyorsanız, ondan zaman isteyin.
"Bunu sana en doğru şekilde açıklamam için bana birkaç dakika verir misin?" diyebilirsiniz.

Ama bu sürenin sonunda gereken açıklamayı yapmayı unutmayın. Amacımız çocuğa sorusunun unutturmak değil. Sadece doğru yanıtı bulmak.

Hamilelik süresince okul çağındaki minik ablanın/ağabeyin karnınıza dokunarak bebeği hissetmesine izin verebilirsiniz,  hatta bebek büyüdüğünde ultrasonda görmesine de izin verebilirsiniz. Böylece çocuğun kardeşe dair beklentileri de daha gerçekçi olur.

Birçok çocuk, doğar doğmaz oyun arkadaşlığı edeceği bir kardeş beklerken, küçücük bir bebekle karşılaşınca hayal kırıklığı yaşıyor, bu yüzden de kardeşine karşı daha tahammülsüz davranabiliyor.

Bebek alışverişleri de abla/ağabeylerin bebeğe alışmasını kolaylaştıran bir fırsata dönüşebilir.
İlk çocuğunuzun kardeşi için bir şeyler seçmesine izin verin. “Sence hangisi kardeşine daha çok yakışır?" diye sorun ve en azından birkaç kez onun beğendiklerini alın. Böylece kardeşinin hayatında kendine bir rol çizmesine yardım etmiş olursunuz. 
Tabi bu alışverişlerde sadece bebeğe değil, küçük de olsa abla/ağabeye de bir hediye almak, unutulmadığını, ikinci plana atılmadığını hissettirir. İlla büyük hediyeler almaktan bahsetmiyorum. 
Küçük ama hoşuna gidecek hediyeler seçmeniz en güzeli. 

Sakın ama sakın çocuğunuza “Sen ilk göz ağrımızsın, en çok seni seviyoruz, o daha bebek hiçbir şeyi kendisi yapamıyor o yüzden hep yanındayız, onun için onunla ilgileniyoruz, zaten o çişini kakasını da altına yapıyor, pis kokuyor” gibi şeyler söylemeyin!
Anneanne, babaanne, dedelerin bunları söylemesine de asla izin vermeyin!
O kadar çok aile bu hatayı yapıyor ki.
Siz çocuğunuzun daha iyi hissedeceğini zannederken onun küçücük zihnine kocaman bir soru yerleştirmiş oluyorsunuz; “Bugün beni daha çok seviyorlar, ama yarın bir hata yaparsam o zaman kardeşimi daha çok sevebilirler. Benim yanımda onun kötü yanlarını anlatıyorlar belki de onun yanında benim kötü huylarımı anlatıyorlardır.”  
O yüzden siz siz olun, çocuğunuza bir kardeşi olacağını söylediğiniz andan itibaren, ikisini de hep, çok ve eşit seveceğinizi söyleyin. Söyleyin ki çocuğunuz bir gün kardeşinden daha az sevilme korkusu yaşamasın.

Doğum

Sancı ve doğum sürecini okul öncesi çağdaki çocuğunuzun sizinle yaşamasına izin vermeyin.
Sizin acı çektiğinizi görmek, onun kardeşini suçlamasına neden olabilir.
En doğrusu doğum sancılarını hissettiğinizde ona bir şey belli etmeden, sevdiği ve sık sık yanında kaldığı (anneanne,babaanne) bir yakınıyla evde bırakmaktır.

Ama kardeşi doğduktan sonra mutlaka anne ve kardeşinin yanına gelmeli.

İlk karşılaşma 

Kardeşlerin birbirlerine dokunmasına izin verin mutlaka. Ağabey/ablanın minik parmağını küçük kardeşinin avucunun içine koyun. Bebek refleks olarak sıkacaktır ve inanın iki kardeşin birbirine bağlanması için bundan güzel bir başlangıç olamaz.
Çocuğunuza kardeşinin onu sesinden, kokusundan tanıdığını, ağabeyinin/ablasının elini sıkıca tuttuğunu söyleyin. Küçük abla/ağabeyin kendisini ne kadar önemli hissettiğine ve kardeşine kol kanat germeye başladığına tanık olacaksınız.
İlk andan "aman dikkat et, aman sıkı tut" demeye de başlamayın lütfen, çevrenizdekilerin çocuğunuzu tedirgin edecek böyle uyarılar yapmasına da izin vermeyin. Aslında en güzeli anne baba ve çocuklar bu ilk ve önemli karşılaşmada baş başa kalabilmeniz. Yakınlarınızdan birkaç dakika odanızdan çıkmalarını isteyin. Kimse kırılmayacaktır. Ve emin olun sakin bir ortamda ömür boyu aklınıza kazınacak harika bir buluşma yaşayacaksınız. 

İkinci bebeği görmeye gelenler hediyelerle gelecektir.
Bu aşamada da en azından anneanne, babaanne, dedeler, halalar, teyzeler gibi en yakınlarınızdan, ablaya/ağabeye de ufak tefek hediyeler getirmesini isteyebilirsiniz. Bunlar onun artık bir abla/ağabey oluşunu kutlamak için alınan küçük hediyeler. 
Unutmayın bir kardeşi olsa da o da küçük bir çocuk.
Siz şartları bu gerçeği unutmadan hazırlarsanız, kıskançlık ihtimalini de mümkün olduğunca aza indirirsiniz. 


Kardeş eve geldi, şimdi ne yapmalı?
Zor günler sizi bekliyor. Her ne kadar daha önce anne/baba olmuş olsanız da yeni bebek yeni alışkanlıklar demek. Birbirinize uyum sağlamanız zaman alabilir. 
Kendinizi bu telaşa kaptırıp ilk çocuğunuzu ihmal ederseniz o güne kadar aklının bir köşesinde “acaba”larla kardeşini bekleyen çocuğunuzun endişelerini haklı çıkarmış olursunuz. 
Elbette yeni bebek vaktinizin büyük bölümünü alacak ama unutmayın uzun zaman değil, kaliteli zaman önemlidir. 
Yani siz tam bebeğin altını değiştirirken gelip size çizdiği resmi ya da bir oyuncağını göstermeye çalışan minik abla/ağabeye “dur şimdi olmaz” der, kestirip atarsanız sonra akşam bebeği uyutup saatlerce yanında otursanız da, önemi yok. Çoğu zaman çocuğunuz sizi deniyor, bebekle ilgilendiğiniz bir anda acaba onunla da ilgilenebiliyor musunuz test ediyor. O yüzden böyle kritik anlarda gerçekten dikkatli olmalısınız. 
Elbette bebeği oracıkta bırakıp diğer çocuğunuzla ilgilenemezsiniz, o zaman abla/ağabeyden yardım istemek en doğrusu. 
Harika bir resim yapmışsın, bütün ayrıntılarına bakmak istiyorum ama önce gel beraber kardeşinin altını değiştirelim sonra rahat rahat bakalım, bezi ve mendilleri bana uzatabilir misin, sen olmasan tüm bunlarla nasıl başa çıkardım bilmiyorum. Kardeşinin iyi ki senin gibi bir ablası/ağabeyi var

Sizce bu türde cümlelerin çözemeyeceği bir kriz olabilir mi? 


Minik abla/ağabey onu sevdiğinizi ve önemsediğinizi biliyor ve kardeşinin hayatında da önemli bir yeri olduğunu düşünüyor. Bebeğin bakımı konusunda ilk çocuğunuzdan yardım istemek gerçekten de kıskançlığı azaltmanın en iyi yoludur. Kardeşlerin birlikte vakit geçirmesine ne kadar izin verirseniz, aralarındaki bağı o kadar kuvvetlendirirsiniz. Bebeği bir koltuğa yatırıp ablasının/ağabeyinin yanına uzanmasına izin verin. Ona dokunmasına, sevmesine izin verin. Sert davrandığını hissederseniz, bebeğin küçük olduğu, canının daha kolay yanabileceği konusunda sakince uyarabilirsiniz. Elbette tüm bunlar yaşanırken gözünüz hep üzerlerinde olsun, unutmayın artık abla/ağabey olmuş olsa da küçük bir çocuktan bahsediyoruz, bazen istemeden, bazen de anlık bir kıskançlıkla kardeşine zarar verebilir.    

Geri dönüşlerden korkmayın!

İkinci bebeğiniz doğduktan sonra büyük kızınızın/oğlunuzun davranışlarında ufak tefek değişimler olması da son derece normal.
Emziği uzun süre önce bırakmış çocuğunuzu kaşla göz arası kardeşinin emziğini kapıp emerken görürseniz, panik yapmayın hatta tepki vermeyin. Görmemiş gibi davranın.
Farkı bir zamanda dertleşiyormuş gibi verin mesajı; "Kardeşin ne zaman senin kadar büyüyüp,emzik emmeyi bırakacak çok merak ediyorum".
Bu tip geri dönüşler sizi korkutmasın. 
Püf noktası bunların üzerinde durmamak. 

Evinizin küçük "büyüğü" bu yolla dikkati üzerine çektiğini bir kez fark ederse bunu kullanmaya başlayabilir.


Yeni bebek gelince abla/ağabeyle ne kadar zaman geçirilmeli?
Bu tamamen sizin o güne kadarki alışkanlıklarınızla ilgili aslında. Bazı ailelerde tek çocuk olmasına rağmen kaliteli geçirilen zamanlara az rastlanırken, bazılarında birden fazla çocuk anne babalarıyla yeterli vakit geçirebiliyor. 
En önemlisi kardeş geldikten sonra ilk çocuğun hayatında onu tedirgin edecek büyük değişikliklerin olmaması. 
Nedir bu değişiklikler? O güne kadar anne babanın odasında yatan çocuk yeni bir bebek gelince ayrı odada kalmaya zorlanırsa elbette kardeşine karşı öfke duyar. Yeni bebeğin onun yerini aldığını düşünür. Aynı şekilde o güne kadar annenin yedirdiği abla/ağabey bir anda kendi kendine yemesi için masaya oturtulursa elbette bocalar. 
Yeni bebeğin doğumundan bir süre önce ilk çocuğun eğer yaşı da uygunsa bu becerileri kazanmış olması işleri kolaylaştırıyor. Unutmayın çocuğun kıskandığı tek şey, sevgi ve ilgi. 
Gerçekte öyle olmasa bile vereceğiniz yanlış mesajlar çocuğunuza sevgi ve ilginizin azaldığını düşündürebilir.
Aynı şekilde ilk çocuğa karşı aşırı bir ilgi  ve taviz de doğru değil. Çoğu zaman anne babalar kardeş geldiğinde evdeki kuralları esnetmeye, büyük çocuğun hatalarını görmezden gelmeye başlar. Oysa çocuklar düzeni sever, istikrarı sever, öyle daha güvende hisseder. Bebeğin gelişi evin düzenini değiştirmemeli. Çocuk o güne kadar nasıl bir aile içinde yaşadıysa aynı aile yapısıyla devam etmeli ki kendisini güvende hissetsin.

Yapılan bir diğer önemli hata da, anne yeni bebekle ilgilenirken babanın ilk çocuğun bakımı ve sorumluluğunu ele alması. Görünürde çocukla sürekli ilgilenen bir ebeveyn var ama unutmayın çocuğun hem annesine hem de babasına ihtiyacı var. 


İşin kötüsü bu hataya çoğu zaman biz anneler sebep oluyoruz. Bebeklerimizi babalara emanet ederken endişelerimiz ağır basıyor. Ama yapmayın, yapmayalım! 

Zaman zaman bırakın, bebeğinizle babası ilgilensin, gazını çıkarsın, pış pışlasın, uyutsun ve siz de ilk göz ağrınıza zaman ayırın. Beraber oyun oynayın, resim çizin yani yeni bebek gelmeden önce ne yapıyorsanız onu yapın. Ama lütfen bu vakti televizyon başında geçirmeyin.  

Bu arada gösteremediğiniz ilgiyi, beraber geçiremediğiniz zamanı sakın ola ki hediyelerle telafi etmeye çalışmayın. Aslında bu sadece çocuğun kardeşi olduğunda değil, her zaman geçerli bir kural. Hiçbir oyuncak, ne kadar pahalı olursa olsun çocuğunuzu sizin ilginiz ve doya doya gösterdiğiniz sevginiz kadar mutlu edemez.


İlk çocuğun yaşam alanına izinsiz girmeyin!


Bir kardeşi olması zaten en çok değer verdiği iki kişiyi anne babayı paylaşıyor olması demek. Çocuğunuzun bunu sorunsuz kabullenmesi için, ilgi ve sevginizin sürekliliğiyle onu ikna etmelisiniz. Üstelik sadece anne babasını değil, değer verdiği tüm diğer yakınlarını, belki odasını, oyuncaklarını da paylaşmak zorunda kalacak. Bu aşamada izin almak çocuğunuza fikirlerine önem verdiğiniz mesajını verir. Artık oynamıyor olsa bile herhangi bir oyuncağı kardeşine verirken, abla/ağabeyden onay almanız, hatta onu da sürece dahil etmeniz önemli. Aksi takdirde öfkeyi de, kıskançlığı da artırabilirsiniz. 


Kıskanan ablaya/ağabeye ceza vermeli mi?
Kıskanmak son derece doğal bir his, eğer şiddeti çok fazlaysa da çocuktan çok anne babanın davranışlarında bir hata var demektir. 
Bir çocuğu kardeşini kıskandığı için asla suçlamayın. 
Çocuklar kıskançlıklarını bazen sözlerle ifade eder. “Onu istemiyorum, gitsin bu evden, nereden geldiyse geri gitsin, camdan atarım, düşsün ölsün” diyebilir abla/ağabey.
Anne babaları korkutan bu sözler temelde masum bir sevgi ve ilgi arayışından ibarettir. 
Bazen de kıskançlık fiziksel hale dönüşür. Abla/ağabey fırsatını buldu mu kardeşinin saçını çeker, etini sıkıştırır, vurur. Yakalandığında ya öfkelenir ya da aslında seviyormuş gibi yapar, anne babasının öfkesinden kurtulmaya çalışır. 
Öncelikle tüm bunların normal olduğunu unutmayın. Böyle davranan tüm çocuklarda bir sorun var diyemeyiz, sadece endişeli olduklarını ve anne babalarından ilgi ve sevgi görmek istediklerini kesin olarak söyleyebiliriz. 
Kıskanan çocuğa ceza vermek, kızmak ya da karşınıza oturtup uzun uzun vaaz vermek çocuğun kıskançlığını artırmaktan başka işe yaramaz. 
Okul öncesi çocuk için sözlerin çok önemi yoktur, davranışlarınız yol göstericidir.


İlk bakışta zor gibi görünüyor değil mi? 
Hem sizi hem de o güne kadar evin tek çocuğu olan bebeğinizi zorlu bir sınav bekliyor. 
Hatta belki onun küçücük omuzlarına bu yükün fazla geleceğini düşünüp vicdan azabı çekiyorsunuz. Oysa kardeş, onun yüküne her zaman omuz verecek, ona destek olacak tek kişi.  
Çocuğunuz ne kadar şanslı ki ona bir kardeş veriyorsunuz. 
Bu ona verebileceğiniz tüm hediyelerden daha değerli..

Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu
(Dünya'nın ve Nefes'in annesi ve Doğa'nın ablası)

Doğa, Dünya ve ben 
                                               

Gece/Uyku Terörü

Uyku..
Bir çocuğun sağlıklı ruh ve beden gelişimi için en önemli ihtiyaçlardan biri. 
Öyle ki çocuklarda büyüme hormonunu artırıcı özelliği olan melatonin sadece karanlıkta ve gecenin belli saatlerinde salgılanıyor, bu saatlerde çocukların uykuda olması oldukça önemli.
Önemli de.. 
Uyku dediğimiz şey bir o kadar da hassas. 
Hepimizde öyle değil mi. 
Canımız biraz sıkılsa uykumuz kaçar. 
Çocuklarda da durum aynen böyle işte.
Gün içinde ekrana kilitlenen, sonra anne babasıyla avm'ye gezmeye giden, yaşıtlarından çok yetişkinlerle zaman geçiren, bol bol bilgi yüklerken stres de yüklediğimizi unuttuğumuz bu jenerasyonda uyku bozukluklarının görülme sıklığı ne kadar arttı biliyor musunuz?

Dünya Kerimoğlu (Nisan 2015)


Biz anne babalar çocuklarımıza sağlıklı bir uyku alışkanlığı kazandırmak için çabalarız aslında. 
Ama hem bahsettiğim yaşam şartları hem de çocukların mizacı işin içine girince bazılarımız bu konuda şanslı, bazılarımız biraz daha şanssızız. 
Uykuya dair konuşulacak çok şey var aslında. Çocuğu saat kaçta, nerede yatırmalı, kaç saat uyumalı, gece uyanırsa ne yapmalı. 
Ama bugün özellikle anne babalar için daha travmatik bir tecrübenin, "gece/uyku" terörü dediğimiz uyku bozukluğunun üzerinde duracağız.
Bu noktada çok yapılan bir hata var.
Uyku/gece terörü ve kabusu birbirinden ayırarak başlayalım. 

Kabus gören çocuk, ağlar ama kolaylıkla uyanır, anne babasını fark eder, kendini güvende hissettiği anda da yeniden uykuya dalar. Ertesi gün gördüğü kabusu anlatabilir. Gece yaşananları hatırlar. 

Uyku/gece teröründe ise çok daha şiddetli bir kriz yaşanır. 

-Çocuk çoğunlukla yattıktan 2-3 saat sonra ya da sabaha karşı derin uykudan bir anda ve çığlık atarak kalkar
-Kalkar ama aslında uyanmaz, çevresindekileri fark etmez, sorularınıza yanıt vermez. Bilinçsizdir.
-Kalbi hızla atar, hızla soluk alır verir, terler
-Hiperaktif bir tablo görülebilir. Çocuk çevresindekilere ya da kendisine şiddet uygulayabilir. 
-Ortalama bazen 1-2 bazen de 20-30 dakika süren krizden sonra uykuya kaldığı yerden devam eder.
-Sabah, gece olanların hiçbirini hatırlamaz. 

Uyku/gece terörü anne babalar için gerçekten çok zor bir tecrübe, tam bir çaresizlik anı. Özellikle de ilk kez yaşandığında büyük korku yaratıyor. Korkmakta haklısınız. Ama yalnız değilsiniz. Genellikle 2-3 yaş arası başlayan ve ergenlik dönemine kadar görülebilen bu sorunu yaşayan çocukların sayısı her geçen gün artıyor. Peki uyku/gece terörü neden yaşanıyor?

-Genetik Yatkınlık: Ailesinde uyku bozukluğu yaşayan biri bulunan çocukların uyku bozukluğu yaşama riski biraz daha fazla oluyor
-Aşırı yorgunluk/uykusuzluk durumunda uyku kalitesi düşüyor. 
-Aşırı stres çocuğun hayatının her anını olduğu gibi uykusunu da etkiliyor. Bir yakının kaybı, anne baba geçimsizliği ya da boşanması, taşınma, okul değişimi-okula başlama, kardeş doğumu gibi çocuğun hayatını değiştiren durumlar uyku düzenini bozabiliyor. 
-Hastalık, ateş, ilaç kullanımı gibi etkenler de çocuğun uyku düzenini bozuyor. Bazı ilaçların içeriğindeki maddeler uyku sorunlarına neden olabiliyor. 

Uyku/gece terörü dediğimiz durum eğer nadiren yaşanıyorsa çoğunlukla bir tedavi gerektirmez. Anne baba olarak çocuğunuzun uyku kalitesini artırmak için alacağınız önlemler krizlerin tekrarlanmasını önlemeye yeter.

Dünya Kerimoğlu (Haziran 2015)


-Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin. 
-Elinden tutup elektrik yüklü bir avm'de gezdirmek, hamburger yedirmek yerine temiz havada enerjisini atabileceği aktiviteler (yürüyüş,spor,parkta oyun) yapmasını sağlayın.
-Çocuğunuzu korkutarak eğitmeye çalışmayın. Sıkıştığınız, sözünüzü geçiremediğiniz zamanlarda iğne yapacak doktordan, ısıracak köpekten, hapse atacak polisten dem vurmayın, seni bırakır giderim demeyin. Korkuları körüklemeyin. 
-Çocuğunuzu ekran bağımlılığından kurtarın. Televizyon, bilgisayar, tablet, akıllı telefonu hayatımızdan tamamen çıkarmamız mümkün değil kabul, ama en azından çocukların ekran başında geçirdiği süreyi azaltın. Örneğin iki saat televizyon izlettirmek yerine bunun bir saatinde tutun elinden yürüyüşe çıkın. Çıkamıyorsanız bir hamur tutun, beraber oynayın. Küveti doldurun yüzdürün. Yani anne babalar iş bizde bitiyor. Kolay olan çocuğu televizyonun karşısına koymak. Ama anne baba olmak emek ister unutmayın. Çocuğunuzun sağlığı için kendinizi biraz zorlayın.   
-Yaşıtlarıyla zaman geçirmesine imkan sağlayın. Günümüz çocukları sanki konsantre birer yetişkin. Çok şey biliyorlar ama çocuk gibi davranamıyorlar. İki çocuk bir araya gelse ne yapacağını şaşırıyor. Bırakın itişsinler, oynasınlar, tartışsınlar. Yetişkin sohbetinden, sürekli bir şeyler öğretmeye çalışan oyunlarından kurtulup sadece oynasınlar. Sosyalleşsinler. 
-Şiddet içeriğinden uzak tutun. Diziler, filmler, bilgisayar oyunları hatta artık çizgi filmler ve tabi oyun ve oyuncaklar. Çocuklara sürekli şiddet aşılıyoruz. İşte o nedenle şiddeti iletişim yöntemi zanneden, bunu benimseyen çocuklar yetiştiriyoruz. 

Bunlar günlük hayatta alınacak tedbirler. Sadece uyku kalitesini değil, yaşam kalitenizi de artırır emin olun. Tabi bir de uyku özelinde dikkat etmeniz gereken noktalar var. 

-Çocuğunuzun uykuya huzur içinde dalmasını sağlayın. (Uyku alışkanlığı kazandırmak için çocuğu ağlatarak yatağında uyutmaya karşıyım)
-Uyku öncesi çocuğun kendisini güvende hissetmesi önemli. (önce ılık bir duş aldırabilirsiniz, sonra masal okuyabilir ya da sevdiği sakinleştirici bir müziği dinletebilirsiniz)
-Odasının uygun koşullarda hazırlayın. (Ne sıcak olsun, ne çok soğuk, ne çok nemli ne kuru, ne çok karanlık ne fazla aydınlık)
-Uykuya her gün yakın saatlerde yatma alışkanlığı kazandırmaya çalışın. (uyku düzeni için yapılması gerekenleri o konudaki yazımda bulabilirsiniz)
-Çocuğunuzun uyku düzenini takip edin, eğer benzer saatlerde ağlayarak uyanıyorsa, o saatlerden önce uyandırıp, sakinleştirin. Böylece krizin yaşanmasını engelleyebilirsiniz. 

Kriz anları için de birkaç uyarım var;
-Panik yapmayın. Bunun birkaç dakika sonra geçeceğini düşünerek kendinizi sakinleştirin. 
-Çocuğunuzu uyandırmaya çalışmayın. (bu amaçla sarsmak, bağırmak, su içirmeye çalışmak ya da yüzüne su çarpmak işe yaramaz!)
-Eğer kendisine ya da size zarar vermeye çalışırsa sakince arkasından kollarınızla sararak engelleyin.
-Sakinleştirici birkaç kelime dışında konuşmayın, bağırmayın, çocuğunuzu konuşturmaya da çalışmayın. 
-Çok kuvvetli bir ışık yerine yüzünüzü seçebileceği bir ışık açık olsun. 
-Tekrar uykuya dalana kadar yanında kalın. (böylece olası kazaları da engellemiş olursunuz)

Uyku/gece terörü çoğunlukla çok seyrek görülür ve söner. Ancak eğer ayda birkaç kez bu krizi yaşıyorsanız bir uzmandan yardım almanızda fayda var. Bu hem sizin hem de çocuğunuzun üzerindeki yükü hafifletir. Çocuğunuzda neyin stres yarattığını anlamak ve uyku alışkanlığı oturtmak konusunda yol gösterici olur. 

Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu