Saldırgan Çocukla Başetmenin Yolları

Her istediklerini ağlayarak almaya çalışan, sık sık öfke nöbetlerine kapılan, yerlerde çırpınan, kendilerine ya da anne babalarına,yaşıtlarına şiddet uygulayan çocuklar..
İletişimde şiddeti yöntem olarak benimseyen bu çocuklar girdikleri ortama uyum sağlamakta ciddi anlamda zorluk çekiyorlar. Asıl üzücü olan, şiddetin dozu çocukların arasında gün geçtikçe artıyor.   
Bir anne babanın karşılaşacağı en can sıkıcı durumlardan biri çocuğunun bir başka çocuğun şiddetine maruz kalması.
Çocuğu diğer çocuklara şiddet uygulayan anne babanın durumu da en az onlar kadar can sıkıcı.
Saldırgan çocuğa sahip çoğu anne baba gerçekten ne yapmaları gerektiğini bilmiyor.
Hatta birçoğu kreşten ya da okuldan ilk şikayet gelene kadar çocuğunun şiddete eğilimli olduğunun farkında bile olmuyor.
Neden?
Çünkü çocuklar doğuştan bilmez vurmayı, kırmayı, bağırmayı.
Onlara bu davranışları biz öğretiriz. Biz, yani yetişkinler!
Sürekli bağıran bir anne, çocuğuna ya da eşine şiddet uygulayan bir baba, kardeşini aşağılayan bir abla ya da ağabey.
Şiddetin bir iletişim dili olarak benimsendiği ailelerde yetişen şanssız çocuklar bunu benimser ve diğer sosyal ilişkilerinde de -başka bir yol bilmediği için- kullanır.
Sonra sınıfta sorun yarattığı için çocuğu sürekli azarlayan ya da yok sayan öğretmenin şiddeti eklenir bu çembere ya da çocuğun sınıftan hatta okuldan atılması için bastıran -elbette kendi çocuklarını korumak amacıyla- diğer veliler..
Ve tüm bunlara maruz kalarak büyüyen çocuk yol verme kavgası çıkarıp insan canına kast eden, sokak ortasında eşini, sevgilisini döven,öldüren bir adama ya da sevgisiz, çocuklarını dayakla eğitmeye çalışan bir kadına dönüşür.

Ben kendi çocuğumdan sorumluyum, elalemin çocuğundan bana ne demek de bir seçenek elbette. Ama yarın o çocuğunun sizin evladınızın karşısına çıkmayacağını da garanti edebiliyor musunuz?



-Konuşmayın, örnek olun!
Aslında bir çocuk saldırgan tepkiler veriyorsa onun bu davranışına odaklanmak yerine altında yatan sebepleri bulmak gerekiyor.
Üstelik sadece anne baba tutumları değil belirleyici olan, izledikleri çizgi filmler ve diziler, oynadıkları bilgisayar oyunları da mercek altına alınmalı.

Öncelikle çocuğa şiddetin bir iletişim biçimi olmadığını öğretmeniz gerekiyor.
Ancak bunu uzun nasihatlerle başarmak mümkün değil!
Fiziksel ya da psikolojik şiddetin yaşandığı evde yetişen çocuklar şiddeti bir sorun çözme ve hatta iletişim biçimi olarak benimser. Bunu engelleyemezsiniz.
"Çocuklarınız için" katlanacağınız şiddetin en başta çocuklarınıza ciddi anlamda zarar verdiğini bilmelisiniz.
Şiddet sadece vurmak, kırmak değil. Eğer siz günlük hayatta karşılaştığınız sorunlara ve insanlara bağırarak, öfkelenerek tepki gösteriyorsanız, en basit haliyle örneğin trafikte diğer sürücülerle kavga edip, küfürler savuruyorsanız, sizi sürekli gözleyen ve örnek alan çocuğunuzun çok farklı davranmasını bekleyemezsiniz.

-İlgilenin ki dikkat çekmek için yapmasın!

Çocuğun saldırganlığı bir dikkat çekme yöntemi olarak kullanmasını engellemelisiniz. Eğer çocuğunuzla yeterince kaliteli zaman geçiriyorsanız bu tip tepkilerle karşılaşma ihtimaliniz -eğer sürekli şiddete başvuran bir rol model yoksa- gerçekten düşük.
Unutmayın, çocuk için anne babasının dikkatini üzerinde toplamasını sağlayan her yol mübahtır.
Yeterince ilgi görmeyen bir çocuk kızgınlığınızı, öfkenizi vereceğiniz cezaları bile ona ayırdığınız zaman olarak görüp çabalayabilir.
Siz hiç, "annem kızıyor ama olsun en azından bağırırken benimle konuşuyor" diyen bir çocukla tanıştınız mı? Ben tanıştım. Ve uzun çabaların ardından anne babasının ona gerçekten zaman ayırmasını sağladığımızda çocuğun yaramazlıklarının bıçak gibi kesilişini gördüm.
-Çocuğa özgürlük alanı tanıyın!

Çocuğunuza duygularını ifade etmenin yollarını öğretin. Bunu hem örnek olarak hem de dinlemeyi bilerek başarabilirsiniz. Bazı saldırganlık davranışları, biriken öfkenin patlamasıdır.
Sürekli bastırılan, etrafı kuralar ve cezalarla örülü çocuklarda şiddet eğiliminin olması son derece normal. 
O nedenle anne baba olarak sürekli yeni kurallar uydurmak yerine, sadece belli, önemli konularda kesin kurallarınız olsun. Söz konusu bu kurallar olduğunda da tutarlı ve kararlı olun. 
Her adımında çocuğuna “yapma, etme” diyen anne babalardan olmayın.
Keşfetmesi, öğrenmesi için ona zaman ve alan tanıyın.

-Çocuğa hislerini anlatmayı öğretin!

Bilinçlendik, değiştik, evrildik ama hala "erkekler ağlamaz oğlum" diyen yok mu aramızda?
Ağlar arkadaşım ağlar.
Hatta en iyi erkek ağlamayı da bilen erkektir.
İyi anne-babalar, yeri geldi mi utanmadan ağlayan erkekleri yetiştirir.
Çocuklarınıza hislerini anlatmanın yollarını öğretin.
Bunun için de en başta siz hislerinizi anlatın.
Bir çocuk yaramazlık yaptığında "ne yaptın sen, çok yaramazsın" diye etiketlemek yerine, "bu davranışın beni şaşırttı ve rahatsız etti çünkü senden beklemezdim" desenize bir kere. Çocuğunuz şaşıracak, "nasılsa ben yaramazım" diye benimseyip öyle davranmaya devam etmek yerine, "demek ki benden beklenen bu değil, ben bu değilim" diye düşünecek. Kendi davranışının ve sonuçlarının muhasebesini kendi yapacak.
Bugün çevrenizde gördüğünüz her iki yetişkinden biri bu beceriden yoksun..
Sizin çocuğunuz da onlardan biri mi olsun?

 Oyunlar, diziler!

En önemli noktalardan biri; çocuğunuzun izlediklerine ve oynadığı oyunlara dikkat edin. Onun hayatındaki en önemli rol model sizsiniz ama örnek aldığı sadece siz değilsiniz! Şiddet içerikli filmler izlemesine, oyunlar oynamasına mümkün olduğunca izin vermeyin.
Bilgisayar ekranında sürekli kan revan içinde adam öldüren, öldürdükçe güçlenen, puanlar kazanan, takdir edilen çocuk zamanla bunu içselleştirir. Elbette elinde bıçak ortaya atılmayacak ama karşısındaki ondan zayıfsa eğer kullandığı ilk yöntem şiddet olacak.

Erkek çocukları için tercih ettiğiniz ilk oyuncaklar silahlar, kılıçlar olmasın. Çocuğunuza savaşmayı, vurmayı, öldürmeyi öğretmeyin. Erkek adamdır demeyin.
Bir silah karşısındakine zarar vermek dışında ne işe yarar, çocuğunuza ne katar?
Erkek gibi olmanın yolu bu oyunlardan ve oyuncaklardan geçmiyor.

Ceza mı vermeli? Görmezden mi gelmeli?

Olası tedbirleri aldınız ama sonuçta çocuk bu. Bir arkadaşını örnek alıp, göreceği tepkiyi merak ederek de şiddete başvurabilir.

Saldırganlık anında çocuğunuzu önce sakinleştirin. Ardından da neye sinirlendiği konusunda konuşmaya teşvik edin. Şiddete şiddetle karşılık vermeyin!
Bu yapılacak en büyük hatadır ve çocuğunuzun saldırgan halini pekiştirmekten başka bir işe yaramaz unutmayın.       
Eğer zaten siz çocuğunuza doğru iletişim yollarını öğrettiyseniz ve doğru tepkileri vermeyi başarırsanız bu davranışları birkaç denemenin ötesine geçmeyecektir.

Belki siz mümkün olduğunca doğru adımları attınız ama gün geldi çocuğunuz ona vuran, elindekileri zorla alan ya da arkadaş grubundan dışlayıp psikolojik şiddet uygulayan bir okul-mahalle arkadaşıyla karşılaştı.

Ne yaparsınız?
Bu yanıtlanması zor bir soru. Bazı anne babalar çocuklarının bu ilk sınavını hayatın kendisiyle eşdeğer görür. Çocuğunun hakkını savunamayan, pısırık bir yetişkin olabileceği endişesine kapılır.
"Sana vurduysa sen de ona vur, hakkını savun" der.
Olabilir. Belki o an çocuk oyuncağını geri almayı başarır.
Sonra karşısına bir başka küçük kabadayı çıkar.
Bu kez anne babasına hiç danışmadan sallar yumruğu.
Gücüne hayran birkaç arkadaş bile edinebilir bu sayede.
Sonra..
Çocuk ona saldıran değil sadece istediğini vermeyen bir başka arkadaşına vurur.
O çocuk da akşam ağlayarak anne babasına anlatır durumu.
Anne baba endişelenir. "Sen niye vurmadın evladım, sana vurana sen de vur?" derler. 

Çocuklarının hayatta mağlup olmasından korkan bu anne babalar, fark etmeden küçük kabadayılar yaratırlar.
Şiddet tıpkı bir kar topu gibi şiddetle beslenir. Ve yapacağınız en büyük hata çocuğunuzu bu kar topunun içine atıp içindeki şiddeti büyütmesine izin vermektir. 

Bu demek değil ki çocuğunuza zarar verilmesine seyirci kalacaksınız.
Ki bunu hiçbirimiz yapamayız.
Zaten yapmamalıyız.
Öncelikle kendi çocuğunuzla başlayın işe. Onu neyin rahatsız ettiğini anlatmasını sağlayın, sakince dinleyin. Öfkelenmek, hemen devreye girip "ben öğretmeninle konuşurum" demek yerine anlatın.
"Bazı şanssız çocuklar çevrelerindeki insanlardan vurmayı, kırmayı, bağırmayı öğreniyor. Çünkü onların evinde herkes bunu yapıyor. O yüzden de sizin yanınıza gelince de aynı davranışları sürdürüyor."
"Bunu düzeltmek senin elinde değil, o yüzden en iyisi başarabilirsen ondan mümkün olduğunca uzak durmak. Başka arkadaşlar edinmeyi deneyebilirsin. Eğer seni rahatsız etmeye devam ederse durumu öğretmenine ve bana anlat olur mu" 

Eğer çocuğunuzun maruz kaldığı şiddet ciddi bir boyutta değilse ilk adımınız çocuğunuzu gözetim altında tutarak sorunuyla baş etmesini sağlamak olmalı. İzinsiz kalem ya da oyuncak alma durumunda hemen devreye girmeniz çocuğunuzun sorunlarıyla baş etme becerisi geliştirmesini engelleyebilir.    

Eğer durum daha ciddiyse elbette devreye gireceksiniz. Ama yine tepkilerinizin abartılı olmamasına dikkat ederek. Çocuğunuzun öğretmeninden mutlaka destek almalısınız. Bazen bu tip davranışlar tüm sınıfı idare etmeye çalışan öğretmenlerin gözünden kaçabiliyor. Sizin bu konuya dikkat çekmeniz ve öğretmenden de özen göstermesini rica etmeniz gerekebilir.

Ama öğretmenlerin de çaresiz kaldığı anlar var tabi. Hatta yanlış adımlar atarak sorunu pekiştirdikleri zamanlar da oluyor. Bazı sınıflarda engellenemeyen ,kural tanımayan, baş edilemeyen bir ya da birkaç çocuk olur. Veliler sürekli şikayet eder, öğretmen elinden geleni dener ama durum değişmez. En can sıkıcı olansa şiddeti benimsemiş çocuğun ailesinin durumu kabullenmemiş olmasıdır. Ortada bir sorun olduğuna inanmayan anne baba sorunu gidermek için bir adım da atmaz haliyle..     

Eğer varsa okuldaki rehber öğretmeninizden konuya el atmasını istemelisiniz. Tüm veliler şikayet iletip ailenin savunma kalkanlarını kaldırmasına sebep olmadan önce, rehber öğretmen şiddet eğilimli çocuğun ailesiyle görüşmeli.
Birebir görüşmede, çocuklarının iletişim kurmakta bazı sorunlar yaşadığı, şiddete başvurduğu ve bu durumun diğer arkadaşlarıyla ilişkilerini oldukça olumsuz etkilediği uygun dille aileye anlatılmalı.
En doğrusu rehber öğretmenin aileyi bir çocuk psikoloğuna yönlendirmesi ama tabi bunu çocuğu ya da aileyi etiketlemeden yapmalı.
Eğer aile yardım almaya dirençliyse kendisi bir uzmana danışarak aileye rehberlik etmeye çalışmalı.

Her anne baba çocuğu için en iyisini ister. Bazen bunu yapamaz ama ister. O nedenle de anne babalığı hakkında eleştiriler onları kırabilir ve saldırganlaştırabilir. Anne babayı suçlamak yerine bu en temel isteği onlara hatırlatmak ve doğru yolu göstermek en iyi sonucu verir.
Çözülemeyen ve gittikçe büyüyen sorunlarda en son başvurulan yöntem şiddet eğilimli çocuğun sınıftan ya da okuldan uzaklaştırılması hatta atılması oluyor. Ancak özellikle de okulun ilk yıllarında bu sadece o çocuk için değil bu süreci yaşamış arkadaşları için de travmatik bir tecrübe olarak kalıyor. Aralarından birinin hatalı davranışları nedeniyle sosyal ortamdan dışlanması diğer tüm çocukların da başıma böyle bir şey gelebilir korkusunu büyütmesine neden olabilir. Bu da ileri dönemde dışlanma korkusuyla bazı davranışlardan, hakkını savunmaktan, kendi olmaktan vazgeçmesi sonucunu doğurabilir. 

Konu hassas. İnce bir köprünün üzerinde yürümek gibi. O yüzden anne babalar, aşırı tepkileriniz, fevri çıkışlarınız, düşünmeden atacağınız adımlar sadece sürünün kara kuzusunu değil, tüm beyaz kuzucukları da uçuruma sürükleyebilir.    
  


Psikolog Irmak GÜRCAN KERİMOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder