Anne Oldum, Hüzünlüyüm, Depresyondayım..




Küçücük, savunmasız bir bebeğin aileye katılması herşeyi değiştirir.
Evet,bebek sahibi olmaya bilinçli şekilde karar verdiniz, belki de ona kavuşmak için aylarca beklediniz, karnınızda gün be gün büyürken hemen doğsun da kollarıma alayım diye sabırsızlandınız. Odasının her bir parçasını özenle seçtiniz, dolabı minik minik kıyafetleriyle dolu, hepsi yıkandı, ütülendi. Küçücük ayakkabılarını kimbilir kaç kez parmaklarınıza geçirip sanki o adım atıyormuş gibi oynadınız
Ama şimdi kucağınızda henüz birkaç günlük bebeğiniz, kendinizi çaresiz hissediyorsunuz. İçinizde bir hüzün, sanki biri dokunsa hıçkıra hıçkıra ağlayacaksınız.Bebeğiniz çok küçük, sürekli ağlıyor, çoğu zaman neden ağladığını anlamıyorsunuz bile, belki de ona iyi bakamıyorsunuz, günlerdir uykusuzsunuz, sanki bir kapana kısılmış gibisiniz. Bazen herşeyi bırakıp kaçmak bile geliyor içinizden, sonrasında da büyük bir vicdan azabı duyuyorsunuz.
İlk bakışta çok kötü gibi dursa da panik yapmayın, korkacak birşey yok, üstelik yalnız da değilsiniz..
Birçok yeni anne "annelik hüznü" dediğimiz bu duyguları yaşar. Bazıları biraz daha az bazıları fazla.
Aslında bir annenin ruh halini etkileyen o kadar çok şey var ki. Nasıl bir hamilelik geçirdiği, eşiyle ilişkisi, iş hayatı, aile içi dinamikler, maddi imkanlar,sağlık durumu, hatta doğum şekli. Çoğu doğum sorunsuz gerçekleşirken, nadir de olsa yaşanacak küçük bir aksilik anne üzerinde travmatik bir etki bırakabiliyor. 



Gelelim bu "annelik hüznü" dediğimiz bu ruh halinin ne olduğuna. Annelik hüznü doğumun hemen ardından başlar çoğunlukla ve anne ve bebek birbirine alışmaya başladıkça azalır ve birkaç hafta içinde de tamamen ortadan kaybolur. Aslında biz toplum olarak bu konuda şanslı sayılırız. Çünkü anneler, kayınvalideler ya da aileden (bebek bakımımından anlayan) bir büyük genellikle çiçeği burnunda anneleri ilk günlerinde yalnız bırakmıyor. Ufaklığın bakımı konusunda anneye hem yardımcı oluyor hem de aslında bir bebeğe nasıl bakılacağını öğretiyor. Bu destek her konuda evham yapmaya meyilli yeni anneler için gerçekten çok önemli. Evet, zaman zaman, evin içinde sürekli etrafı toplayan,size neler yapmanız gerektiğini söyleyen biri canınızı sıkabilir. Ama inanın o "yol gösterici" olmasaydı işler sizin için çok daha zor olabilirdi, kıymetini bilin derim ben!
Eğer yanınızda size destek olan bir eşiniz, aileniz var bebeğiniz son derece sağlıklı ve siz yine de kendinizi mutsuz hissediyorsanız, kendiniz için ufak jestler yapmalısınız. Bebeğiniz uyuduğunda siz de biraz dinlenmelisiniz. Her gün mutlaka kendinize ılık bir duş için birkaç dakika ayırın. Doğum öncesi son derece sıradan alışkanlıklarınızdan biri, mesela cam kenarında bir türk kahvesi içmek ya da dergilere göz atmak, her ne olursa, her gün küçük molalarla hayata geçirin mutlaka. Eğer hava güzelse kısa bir yürüyüş hem forma girmenizi hızlandırır hem de hava almak güneşi hissetmek sizi mutlu eder. Yani bebeğiniz için kendinizden vazgeçmeyin anneler. Eşinizin bol kıyafetlerinin içine saklanıp güzelliğinizi gizlemeyin. Bazen yanaklarınıza biraz allık sürmek bile keyfinizi yerine getirebilir.
Evet yeni doğmuş bir bebek insanın tüm enerjisini bitirebilir, ama kendiniz için ekstra çabaya değmez mi? Kesinlikle değer..

Eğer doğumdan sonraki bir ay içinde sizi saran bu hüzün ortadan kaybolmadıysa o zaman işin rengi değişti demektir. Sözkonusu olan annelik hüznü değil, annelik depresyonu diğer bir adıyla doğum sonrası depresyon olabilir.
-Eğer kendinizi sürekli kızgın, öfkeli hissediyorsanız
-Bebeğiniz konusunda endişeleriniz çok arttıysa, her an ona birşey olacağı korkusunu yaşıyorsanız ve bu korku günlük hayat rutininizi bozacak kadar fazlaysa
-Ya da bebeğinizi görmek, ona dokunmak, emzirmek içinizden gelmiyorsa, bunları sadece mecburiyetten yapıyor, keyif almıyorsanız
-Doğum öncesi size zevk veren, mutlu eden şeyler bile artık hiçbir işe yaramıyorsa
-İştahınızda çok belirgin değişiklikler varsa, yemek yemeyi bile unutuyor ya da sürekli ve aşırı yiyorsanız
-Kendinize zarar vermek ya da intihar aklınızdan geçtiyse
O zaman kendi kendinize çabalamak yerine bir uzmandan yardım almanız gerekiyor demektir.
Bu aşamada bir hatırlatma yapmakta fayda var, doğum sonrası hüzün son derece normal ve sık görülen bi durumken, depresyon bir o kadar nadirdir. Nadirdir ama alacağınız profesyonel yardımla kısa sürede üstesinden gelebilirsiniz.
Annelik depresyonunun çok sayıda nedeni olabilir. En başta da doğru bildiğimiz yanlışlar.
Çoğu anne bebeğini görür görmez ne yapması gerektiğini bileceğini sanır. Halbuki annelik öğrenilir. İçgüdüsel olarak bilemezsiniz ufaklığın altını nasıl değiştireceğinizi. Ağlarkenki ses tonundan sıkıntısının ne olduğunu anlamayı zamanla öğrenirsiniz. Evet annelik bir mucize, ama bu mucizenin de sınırları var unutmayın, Zamanla herşeyin yoluna gireceğine inanmalısınız, hatalarınız olduğunda kendinizi eksik ya da yetersiz hissettiğinizde bunun normal olduğunu unutmayın, kendinize haksızlık etmeyin.
Bir diğer hata da mükemmel çocuğa sahip olacağını sanmak. Ağlamayan, pembe yanaklı uslu bebeğin hayalini kuruyorsanız hayakırıklığına uğama ihtimaliniz yüksek. Ama bebeğinizin geceleri uyumayabileceğini, arada -keşke hiç olmasa ama- hastalanabileceğini, huysuzluk yapabileceğini bilirseniz o zaman bu durumlarla karşılaşmak sizi şaşırtmaz.


Uzun lafın kısası, bebek sahibi olmak bir insanın hayatta yaşayacağı en güzel ama aynı zamanda en zor şey unutmayın. İşte o yüzden korkmanız, endişelenmeniz, hatta zaman zaman çaresizhissetmeniz normal. Gerçekçi beklentiler içinde olun ve en önemlisi de tadını çıkarın.
Evet en önemlisi bu. Anne olmanın tadını çıkarın..



Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder