Yemek Yedirmek Ya Da Yedirememek, İşte Bütün Mesele Bu..



Yemiyor..
Yahu bu bizim bebeler yemiyor işte.
Bir iştahsızlık, bir mızmızlık, yemeği beğenmeme, yemek seçme. Sanki genetik kodlarına işlenmiş.
Elin çocukları elinde çatal lokmaları devirirken, biz, çeşit çeşit oyundan, televizyondan, tabletten, telefondan, videodan, reklamlardan, çizgi filmlerden medet umuyoruz bir lokma daha yutturabilmek için.
Aç kalacak değil ya bu çocuk.
Elimizde tabak çocuklarımızın peşinden gezmeye mecburuz.
Her yemek saati aynı kabusu yaşamaya mecburuz.
Biz öyle başka anneler gibi, yemezse yemesin, acıkınca elbet yiyecek diyemeyiz ki.
Hem zaten bizimkiler başka bebekler gibi de değil, bir inat bir inat, uğraşmazsak yemiyorlar.
Öyle kitaplarda yazılıp çizilen tavsiyeler de gerçek hayata uymuyor işte. Ya da bizim gerçeklerimize uymuyor diyelim. Biz koca bir tabak bitmeden içi rahat etmeyen anneleriz.
Önce bu gerçeği kabullenelim yolumuza öyle devam edelim.

İçinizden geçenlerle biraz olsun örtüşüyorsa bu söylediklerim, aramıza hoş geldiniz.
Yumuşak karnı çocuğunun beslenmesi olan, üç ana öğün, en az iki ara öğün tam porsiyon yedirmeye odaklanmış Türk anneleriyiz biz.
Bu saatten sonra bugüne kadar öğrendiğimiz, inandığımız, annelerimizden, çevremizden gördüğümüz bu alışkanlıkları değiştirebilir miyiz. Hayır.
O zaman gelin, bizim yaşam alışkanlıklarımız içinde bu beslenme saati kabusuyla ilgili neler yapabiliriz ona bir bakalım.

Dünya-Savaş Kerimoğlu (Ocak 2015)


1. Ailece bir yemek alışkanlığı oluşturun. 
Söylemekten bıkmayacağım en temel tavsiyedir, çocuğunuza bir şey öğretmek istiyorsanız önce siz yapın. Çocuklara konuşarak bir şey öğretme ihtimaliniz zayıf, bunu söylenerek yapma ihtimalinizse hiç yok. 
"Bak yemezsen güçlü olamazsın, büyüyemezsin, uzayamazsın" 
Şimdi derin bir nefes alın ve bu cümleleri zihninizden söküp atın, dilinizin ucuna gelirse yutun. 
Bir çocuğun düzenli bir yemek alışkanlığı oluşturması için ilk koşul o ailenin düzenli bir yemek alışkanlığının olması. Yani ortalama olarak aynı saatlerde, ailece, yemek masasında oturup yemek yemelisiniz. Eğer anne ya da babanın çalışma saatleri bu düzene izin vermiyorsa hepinizin evde olduğu günlerde topluca, diğer günler evde kim varsa bu alışkanlığı sürdürmelisiniz. 
Eğer bir ailede anne işten gelince mutfakta atıştırıyor, babaya yemeği televizyon karşısında tepside veriliyorsa, çocuğun oyun oynarken yemek istemesi son derece normal. 
Ailece sofraya oturmak, sadece beslenme alışkanlığı konusunda değil, her anlamda o aileye çok şey katar. Sofrada gün boyu neler yapıldığı konuşmak, hiç olmazsa havadan sudan sohbet etmek paylaşımı artırır. En önemlisi de çocuk sofrada ailesiyle güzel vakit geçirmeyi öğrenir.
Bir de çocukları sofraya oturmadan önce doyurup ağız tadıyla yemek fikri var ki, kısa dönemde işleri kolaylaştırsa da sonra başınıza dert açar.
Çocuğunuzun 6. aydan sonra (ek gıdaya geçişinizle birlikte) en azından bir öğünde, yemeğinin bir bölümünü mama sandalyesinde sizle beraber sofrada yemesi ileri dönem için büyük yatırım, bunu unutmayın.

Dünya Kerimoğlu (Temmuz 2015)
2. Çocuğunuzun kendi kendine yemesine izin verin. 
Annelerin çocuklarının yemesi konusunda aşırı hassas olmasını anlarım da, temizlik konusundaki bu aşırı hassasiyeti bir türlü anlamlandıramıyorum. Unutmayın, bir çocuğun kendini geliştirebilmesi için, yaşına uygun becerileri kazanabilmesi için, teşvik edilmesi gerekiyor.
Siz çocuğunuza bu özgürlük alanını tanımazsanız, bu çocuk nasıl öğrenecek.
Evet kaşıkları hızlı hızlı çocuğun ağzına tıkınca yemek daha çabuk bitiyor.
Evet siz yedirince daha çok yiyor, diğer türlü iş biraz da oyuna dönüyor.
Evet kendi yerse her taraf batıyor.
Ama öğreniyor da, kaşığı kendisi götürünce ağzına başarmanın hazını yaşıyor, yemekten keyif alıyor. Birey olmak yolunda önemli bir adım atmış oluyor.
O yüzden susturun içinizdeki o temizlik hastası kadını, serin çocuğunuzun mama sandalyesinin altına büyükçe bir örtü, koyun meyve tabağını önüne ve beraber yemeye başlayın.
Alt tarafı fazladan bir örtü, birkaç parça kıyafet, bir de küçük el yüz yıkamak zorunda kalacaksınız.

3.Seçenek sunun, yaratıcı olun. 
Çocuklar oyun sever. Oyunla hem keyif alır hem öğrenirler. O zaman yemek faslına da birkaç küçük oyun katmakta ne zarar olabilir ki.
Sevdiği karakterin resminin olduğu birkaç tabak ve bardak edinerek başlayın işe.
Sofrayı kurarken sorun, hangi tabakta yemek istiyorsa onu masaya koyun.
Yoğurdu yemeğin üstüne mi yanına mı, yoksa ayrı bir tabağa mı istediğini sormak bile ona özgürlük alanı tanımak aslında.
İştahsız çocuklar söz konusu olduğunda çoğumuz yaratıcı olabiliyoruz zaten.
Sebzelerden kaş gözle yaptığınız salata daha çok iştah uyandırır.
Ispanağı bir bulamaç gibi tabağa doldurmaktansa, yoğurtla iki göz bir ağız çizip, ıspanak adamı koyun sofraya. Deneyin, ne kaybedersiniz?

4.Porsiyonlara dikkat!
Ağzımıza koca yemek kaşığıyla çorba tıkılan, doydum deyince "az yedin doymazsın" yanıtını alan bir jenerasyonuz biz. Sırf çocuklarımıza değil, misafire, eşimize dostumuza da yedirmek için delice ısrar ederiz. Misafirine "Allah aşkına bir tane daha al" demeyen var mı aramızda?
Bir kez daha derin nefes alalım şimdi.
Söz konusu çocuklarımız olunca bol kepçe olmayacağız.
Tabağına bir çocuğun yiyebileceği kadar yemek koyarak başlayacağız işe.
Doymazsa koyarsınız biraz daha.
Ama eğer bol koyduğumuz yemek sürekli tabakta kalırsa bu durum çocukta alışkanlık yaratır.
Sadece çocuğumuzun değil, anne baba olarak bizim de kendi porsiyonlarımıza dikkat etmemiz gerekiyor.
Mantık basit.
Anne ya da baba tabağında yemek bırakabiliyorsa çocuk da bırakabilir.


Dünya Kerimoğlu (Ocak 2015)
5. Çocuğunuzla yemek konusunda inatlaşmayın.
Hoşumuza gitmese de her çocuğun sevmediği bazı yemekler var.
Hiç sebze yememek, hiç süt içmemek elbette kabul edilemez.
O zaman alternatif çözümlerle bu gıdaları çocuğa vermenin yolları aranmalı.
Ama bir tek brokoli yemiyor diye de çocuk gelişmeyecek, sağlıklı olmayacak değil herhalde.
Çocuğunuzun gerçekten hoşlanmadığı yemekler konusunda çok ısrarcı olmayın.
Bu ısrar ve sonrasında yaşanacak gerilim çocuğunuzun yemek yeme alışkanlığına zarar vermekten başka bir işe yaramaz çünkü.
Aynı besin değerine sahip bir alternatif varsa ona yoğunlaşın.
Gelişim için önemli bir besinse, farklılaştırın, sevdiği şeylerin içine gizleyin.
  
Masum "anne" hileleri bunlar. Mercimek çorbası seven çocuğunuzun çorbasına katacağınız fazladan bir havuç, bir parça ıspanak ya da kereviz fark edilmez ama içinizi rahatlatır.

6.Kendinize de çocuğunuza da mola zamanları verin!

Özellikle de diş çıkarma zamanları, hastalık halleri veya bazen herhangi bir neden yokken başlayan mızmızlık yemek yedirmenizi imkansız hale getirebilir.
En sevdiği yemeğe bile burun kıvırabilir. 
Ama şimdi bir düşünün zaman zaman siz de tatsız olmuyor musunuz. O da bir birey ve çocuğunuz da bazen tatsız olabilir.Bir ya da birkaç gün idare edebiliriz herhalde değil mi? Seviyorsa muzlu süt ya da taze sıktığınız meyve suyu, sevdiği besleyici atıştırmalıklar.
Bizi o gün için kurtarabilir. Ya da o gün siz yorgunsunuz. Döküp saçarak yese temizlemeye haliniz yok. Merak etmeyin size de mola izni var. Oturtun yedirin kaşık kaşık çorbasını. Merak etmeyin bir günde de unutulmaz bütün alışkanlıklar.

Aman dikkat ipin ucu kolay kaçar.
Alışkanlığa da dönüştürmeyin.
Şimdi hepimize afiyet olsun.. 


Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder