Eyvah! Bebeğim iki yaşında..


Dünya 15. ayını sürüyor bu günlerde.
Artık çok daha becerikli.
Yürüyor hatta sürekli koşuyor.
Derdini anlatacak çoğu zaman başımızı ağrıtacak kadar konuşuyor.
İstediklerini yapmak konusunda oldukça ısrarlı, istemediği bir şeyi yaptırmak neredeyse imkansız.
Ve ufaktan isyankar.
Kızım, eğer "anne" engeliyle karşılaşırsa elini yumruk yapıp masaya vuruyor ve bağırıyor.
Ayaklarını sertçe yere vurup bana kızgın bakışını atıyor.

Dünya Kerimoğlu (Ağustos 2015)
Bana göre ısırma isteği uyandıracak kadar sevimli, ona göre kızgın o bakış:) 
Normalde güler yüzlü, oyun meraklısı Dünya'nın bu isyankar halleri biraz ikişer ikişer çıkardığı azı dişlerinden, biraz da kendini erkenden gösteren iki yaş sendromunun ilk sinyallerinden.
İşte bu yüzden kimimizin çok iyi bildiği kimimizin de yakında yüzleşeceği "2 yaş sendromu"ndan bahsedelim istiyorum bugün.

İki yaş sendromu..
Dünyada bilinen adıyla "terrible two" yani "felaket iki".
Bizdeki kullanım kulağa daha az korkutucu gelse de baştan söylemekte fayda var, bizi gerçekten zor bir dönem bekliyor anne babalar. Bu dönem aslında kendimizle ilgili yeni şeyleri keşfedeceğimiz bir dönem. Mesela ne kadar sabırlı insanlar olabildiğimizi..
2 yaş sendromunu şöyle özetleyebilirim: oldukça erken bir ergenlik provası.
Gerçekten de bu dönemde mini minicik çocuklar sanki birer küçük ergen gibi davranıyorlar.

2 yaş sendromu geliyorum diyor!
Adı "iki yaş sendromu".
Ama çocuklarda huy değişiklikleri iki yaşın gelmesini beklemiyor tabi.
Çocuğunuz bir sabah uyandığında değişmiş olmayacak.
Eğer siz de çocuğunuzun bu aralar daha sinirli olduğunu, ne deseniz tersini yapmaya çalıştığını, daha çok bağırdığını, daha sık ve nedensiz ağladığını fark ettiyseniz "2 yaş sendromu" sizin eve de uğradı demektir.

Bebeğiniz 1 yaşını doldurmasıyla artık belirgin bir şekilde anne babasından bağımsız bir "birey" olduğunun farkına varacak. Haksız da değil. Tutunmadan yürümek, istediklerini kelimelerle anlatabilmek, kendi kendine yemek, komutları anlayıp -tabi eğer canı isterse- yanıt vermek, tüm bunlar belki insanlık için küçük ama küçücük bir çocuk için çok büyük adımlar.

Yani küçük kızınız ya da oğlunuz son birkaç ay içinde çok şey başardı ya da yakın zamanda başaracak.
İşte bu nokta çok önemli.
Çocuğunuz büyüyor.
Geçmesi gereken süreçlerden geçiyor.
Başarması gereken görevleri başarıyor.
"İki yaş sendromu"na da bu açıdan bakmamız gerek.
 O sakin, uyumlu bebeğin inatçı bir çocuğa dönüşmesi, sağlıklı bir şekilde büyüdüğünün en açık kanıtı.
Bir düşünsenize, bundan birkaç ay öncesine kadar kendisini annesinden bağımsız düşünmesi mümkün değildi. Anne çocuğu için "yemek eşittir meme" demekti, hareket edebilmek için anne babasının adımlarına mecburdu.

Artık kendi kendine bir şeyler yapabilmenin hazzını tanıyor.

Yani çocuğunuz çok sağlıklı büyüdüğü için iki yaş sendromuna giriyor.

Gelişimin doğal, olması gereken bir evresinden bahsediyoruz.
Bir sorundan ya da bir hastalıktan değil..

Gelelim bu dönemin özelliklerine..
En sevdiği kelime; hayır!

Kocaman bir "HAYIR"
Ciddiyim. Bir gün içinde belki en sık duyduğunuz kelime bu olacak.

-Tatlım kahvaltı zamanı
-Hayır,yemem!

-Kızım,gel ayakkabılarını giy de çıkalım
-Giymem!

-Hadi bakalım,yatma zamanı.
-Değiiiiiiiiiiiiiillll..

Bu sahneleri yaşadınız, yaşıyorsunuz ya da yaşayacaksınız.
Çünkü küçük bir çocuğun bağımsız olmaktan anladığı ilk şey bu.
Sizin söylediklerinizi reddetmek!

Bunu bir savaş haline getirmek çok kolay.
Siz söylersiniz o reddeder. Uzan uzun nedenlerini anlatırsınız. Yine reddeder. Öfkelenirsiniz, çocuğunuz da kızar ve ağlamaya başlar. Daha çok öfkelenirsiniz hatta babasını gerilime dahil edersiniz. Ama emin olun bu küçük insan tahmin ettiğinizden çok daha inatçı olabilir.
Sorun kendinize;
Her gün bu gerilimi yaşamaya gücünüz var mı?
Çocuğunuzla ilişkinizi böyle gerilimli bir hale sokmak ister misiniz?

Cevabınız "hayır"sa neler yapmanız ve yapmamanız gerektiğinden bahsedelim şimdi.

Emir vermeyin, yönlendirin!
Yatma vakti örneğinden başlayalım.
Sizin bakış açınız: Bütün gün çalıştınız ya da ev işleriyle ilgilendiniz. Eşiniz eve geldi ailece yemek yediniz. Şimdi biraz kafa dinlemek, belki bir film izlemek, sohbet etmek, yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu nedenle çocuğunuzun uyuması gerek.
Çocuğunuzun bakış açısı: Bütün gün anne-babam işteydi. Şimdi herkes evde, evin içi gün boyu olmadığı kadar hareketli. Televizyon açık. Beraber oynayabileceğiniz oyunlar var. Bu süreyi ne kadar uzatırsam, anne babamla ne kadar vakit geçirsem, hasret gidersem kadar iyi.

Her iki tarafın da kendince haklı sebepleri var değil mi?
En iyisi bir orta yol bulmak.
Çocuğunuzla hafta içi geçireceğiniz kaliteli zaman için uyku öncesi iyi bir şans. Yatma saati 9'sa, 8 buçukta bir teklif sunun ona.
-Yatma saatin yaklaşıyor. Şimdi ne oynayalım. Atçılık mı, yoksa evcilik mi?

Çocuk açısından bakarsanız, bu bir "kural" ya da "emir" değil, dolayısıyla direnmeye gerek yok. Üstelik işin ucunda oyun var.
Ama bir yandan da yatma vaktinin yaklaştığıyla ilgili mesajı vermeye başladık.

En önemli nokta ne biliyor musunuz?  Bu yarım saatte gerçekten çocuğunuzla ilgilenin.
Bir gözünüz televizyonda olmasın. Anlatmaya çalıştıklarını dikkatle dinleyin. Çizdiklerine merakla bakın. Oyununa gerçekten katılın.

Yarım saat bitmeden bir uyarı daha yapabilirsiniz.
 Ben yorulmaya başladım, yatma vakti de yaklaşıyor, bugünkü son oyunumuz ne olsun?

Eğer daha önce oturmuş bir uyku alışkanlığı yoksa ya da halihazırda her akşam geçirdiğiniz kaliteli zamanlarınız yoksa ilk günlerde mutlaka direnecek. Çünkü bu durumdan çok keyif aldı ve tekrarlanıp tekrarlanmayacağını bilmiyor. Ama siz tutarlı şekilde her akşam çocuğunuza vakit ayırırsanız yatmaya direnci yavaş yavaş azalacak.

Uyku için masal kitapları iyi bir geçiştir.
Sonuçta çocuk için bu anne, baba ya da her ikisiyle geçirilecek daha çok zaman demek.
Yatma ve uyku düzeni oldukça detaylı bir konu, uyku alışkanlıklarıyla ilgili yazımda detayları bulabilirsiniz. Burada uyku örneği üzerinden vurgulamaya çalıştığım, çocukla inatlaşmak yerine onu yönlendirerek istediğinizi yaptırmanız.

Seçenek sunun, tercihlerine saygı gösterin! 

-Haydi, ayakkabını giy,çıkıyoruz! diyebilirsiniz.
Ama iki yaş sendromu yaşayan çocuğunuzun ev ayakkabısı ya da kış ortasında yazlık bir ayakkabıyla çıkmak için direnebileceğini unutmayın.
Bunun yerine;
-Sarıları mı, beyaz spor ayakkabını mı giymek istersin? diyebilirsiniz.

Bu daha az karşı konulacak bir tekliftir. Böylece kızınıza/oğlunuza şu mesajı verirsiniz;
"Sen kendinle ilgili bazı kararları alabilecek yaşa geldin ve ben de senin seçimlerine önem veriyorum"
(İki yaş çocuğuna 2-3 seçenekten fazlasını sunarsanız bu sefer de kafası karışır, seçenekleri sınırlamak onun işini kolaylaştırır)

Okuyacağınız masal kitabını seçmesine de izin verin. Bazen günlerce aynı kitabı okumanızı isteyebilir. Olsun. Onun tercihlerine saygı duymayı başarmalısınız.


Sadece iki yaş sendromu döneminde değil elbette ama özellikle daha gergin oldukları bu dönemde çocuklarınızı avm'lere tıkıp daha fazla elektrik yüklemek yerine açık havada, doğayla iç içe daha çok zaman geçirmelerini sağlamaya çalışın. Toprağa dokunmak, suyla oynamak çocuğunuzun enerjisini atmasını sağlar, sıkıldığı için daha da huysuzlaşmasını engeller.  


Özgürlük alanı tanıyın!

2 yaş çocukları etrafı karıştırmayı, çekmeceleri açmayı, evdeki en dokunulmaz şeyleri minicik parmaklarıyla tutmayı çok severler.
Siz  "dokunma,yapma,elleme" dedikçe onlar bu sözleri "dokun,yap,elle" olarak anlarlar.
İşte bu yüzden gerçekten çok kıymetli şeyleri bir süre ortadan kaldırmak ve onlara karıştıracak bir alan yaratmak en iyisi.
Nasıl mı? Alt sıralardan birkaç çekmecedeki tehlikeli eşyaları kaldırın. Ve bırakın onları açsın, içindekileri döksün.
Tabi bu yeterli olmayacak. Daha fazlasını isteyecek.
Çocuğunuzun aslında iki dakika bakıp hevesini alacağı, kırılmayacak bir eşyaya uzandığı anda "elleme" demeden önce iki kere düşünün.
Yasaklar gerçekten ona zarar verebilecek şeyler için olsun. Prize elini sokmasına, sıcak tavaya uzanmasına izin veremezsiniz ama siz çay içerken inatla bardağı almaya çalıştığında "sıcak elleme" demek yerine minik parmağının ucunu bardağın ucuna değdirip çekerseniz sıcak olduğunu çok daha kolay anlayacak. Ve kendi kendine karar verecek, bu şey sıcak, onunla oynayamam!

Bizim mutfakta tehlikeli olabilecek tüm dolaplar çocuk kilidiyle kapalı. Ama alt kısımdaki birkaç çekmece Dünya için yeniden tasarlandı. Plastik kap kacağı buraya aldım, birkaç tahta kaşık koydum ve ara sıra bazılarını alıp yerine yenilerini koyuyorum. Dünya bu çekmeceleri açmakta serbest. Hepsini döküyor. Tek tek bakıyor. Sonra sıkılıp başka bir oyuna dalıyor. Böylece bizim mutfak karıştırma krizlerimiz sancısız geçiyor.
Kriz anları!!
Farz edelim ki tüm çabanıza rağmen film bir yerde koptu.
Siz "hayır" dediniz ve çocuğunuz "hayır" dediğiniz şeyi yapmak ya da almak için kıyameti kopardı.
O küçük bedeninden nasıl çıktığını anlayamadığınız kadar yüksek bir tonda ağlıyor.
Gözlerinden yaşlar resmen fışkırıyor. Yerde sürünüyor.
Ya da saçını çekiyor, yere vuruyor. Sizin bacaklarınıza tekmeler indiriyor.
Bu aşamaya gelene kadar "hayır" dediniz ama şimdi...
Dayanamayacaksınız....
Aslında o kadar da önemli değil diye düşünüyorsunuz....
Ve sonunda....
"Evet" mi dediniz?

İki yaş çocuğunu sakın hafife almayın!
Her davranışınızdan aslında ne mesaj verdiğinizi içgüdüsel yeteneğiyle anlar:
"Demek ki yeterince bağırırsam, ağlarsam, bir iki de tekme savurursam istediğim her şeyi yaptırabilirim.Güç bende artık!"

Bazen de bu kriz anlarında size en doğru gelen çocuğunuza bir yetişkinmiş gibi davranmak, onunla uzun uzun konuşmaya çalışmak olur.
"Böyle davranırsan istediğini yapmam. Sen artık bebek değilsin lütfen ağlamayı bırak."

İyi niyetlisiniz ama üzgünüm, sandığınız kadar doğru davranmıyorsunuz.
Ağlama krizi anında uzun uzun konuşmalar tıpkı bağırıp çağırmalar gibi anlamsızdır.

O anda aslında yapılabilecek bir tek şey var.
HİÇBİR ŞEY.
Kendisine zarar vermesini engelleyin.
Konuşmayın.
Söylenmeyin.
Eğer evde güvenli bir noktadaysa yanından uzaklaşın.
Sokaktaysanız "rezil oldum" endişesiyle geri adım atmayın.
Sizi anlamayan, akıl vermeye çalışanlar olabilir.
"Ağlatmayın çocuğu", "Aman annesi bir çikolata istedi al gitsin" diyen teyzeler amcalar, hatta bir adım ileri gidip kendisi almaya kalkanlar.
Bu, onların "empati" yoksunluğunun işareti.
Sorun siz de değil.
Kendinize güvenin ve suçlu hissetmeyin.
Siz iyi bir anne baba olmak için çabalıyorsunuz.  

O dakikalar size eziyet gibi gelecek biliyorum.
Zor.
Ama 2 yaş sendromunun süresini birkaç aya indirmek ya da yıllarca uzatmak biraz da sizin böyle anlardaki tavrınıza bağlı. Tabi çocuğun mizacı da çok belirleyici.
Her davranış tarzı her çocukta aynı etkiyi yaratmaz.
Ama genel bir davranış kalıbı vardır, ağlayarak bir şeyleri elde edebileceğini öğrenen çocuk bu yöntemi sık kullanır.

Ve ağlama krizinin bittiği an.
İşte o an çok önemli, yorgun ve yenilmiş hisseden dolayısıyla daha da huysuz olacak çocuğunuza sevginizi gösterme vakti.
-Artık ağlamadığın için çok mutluyum. (kendi hislerimizi paylaşıyoruz)
Bence artık birlikte oyun oynayabiliriz. (ağlamayı bıraktığı için ödüllendiriyorsunuz. hatalı davranışı cezalandırmak yerine, doğru davranışı destekliyorsunuz)
 Üstelik birlikte geçireceğiniz zaman krizin etkilerini azaltmak için en güzel ilaç.


Son söz..
Unutmayın! 2 yaş sendromu gelip geçici.
Bazı çocuklarda daha kısa, bazılarındaysa uzun ve sancılı.
Her nasıl olursa olsun, bu süreçte atacağınız adımlar anne-çocuk ilişkiniz için önemli.
Daha birçok zor dönem yaşayacaksınız beraber.
Krizler atlatacaksınız.
Ve bu dönem, fırsata dönüştürebileceğiniz o krizlerden ilki..




Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu

4 yorum:

  1. Merhaba kızım 2.5 aylık. Daha önce kısa sureli iki yaş sendromu ve uyku terörü yaşadık. Pedegog ve psikologları uzun zamandır takip ettiğim için hafif ve kolay atlatabildik. Ancak kızım çok nazlı. Ve sorun bitmiyor. Çok atesli olduğu için iğne yapıldı. Ağır bi igneydi. Ve ilkkez iğne yapıldı. Korktu. Şimdi uykudan korkuyla ağlayarak uyanıyor. Kısmen gece terörü ne benzer durumu var. Oyun oynarken vb. Durumlarda çok iyi. Ama diğer zamanlarda hep ağlıyor. Hastalıktan dır belki ama yiprandim. Uykusu yine problemli. Ne yapabilirim farklı olarak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar..
      Her çocuğun yapısı, mizacı farklıdır elbette. Anne babanın tavrıyla birlikte çocuğun genel davranışlarında mizacın da etkisi var. Yani bazı çocuklar daha acıya dayanıklı, daha atakken bazıları sizin de dediğiniz gibi daha nazlı, daha hassas olabiliyor. Bu genel yapıyı değiştirebilmeniz çok da mümkün değil aslında. Ama tabi dikkat etmeniz gereken şeyler var. Uyku terörü konusundan bahsetmişsiniz ki anladığım kadarıyla bu iğne meselesine kadar atlatmıştınız tamamen. Hastalık hele bir de canını yakacak tedavi gibi ufak çaplı travma yaratacak tecrübelerden sonra uyku bozukluklarının yeniden görülmesi sık karşılaşılan bir durum. Biraz akışına bırakmanız gerekiyor. Ama eğer bu uyku bozukluğu ciddi anlamda yaşam kalitenizi düşürüyorsa bu kez kendi başınıza mücadele etmek yerine bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederim, işler böylece kolaylaşır. Ama eğer o kadar ağır bir durumdan söz etmiyorsak, bol bol beraber zaman geçirerek, gerekiyorsa gündüz uykularından kısıp gece uykusunun kalitesini artırmaya çalışarak yavaş yavaş sonuç almaya başlayacağınızı düşünüyorum. Öncelikle anne baba olarak sizin biraz daha sakin kalmayı başarmanız gerekiyor, çünkü sizin gerginliğiniz kızınızı daha çok strese sokabilir ki bu da bir kısır döngüye sebep olur.

      Sil
  2. ırmak hanım merhabalar,
    oğlum var 21 aylık yazılarınızı okurken farkettim sendroma girmişiz :S benim çocuğum doğduğundan beri güleç sıcak kanlı bi çocuk beni ne uykusunda ne yemesinde pek yormadı çok şükür...ama bikaç aydır uykuya direniyor.ona kitap okumamı çok severdi,şimdiyse sadece arabalarla oynuyor 5 tane arabası var daha daha daha diye çıldırmış gibi ağlıyorr..her şeye YOOKKKKK diyor.Uyumayı reddediyor yatağından defalarca kalkıyor 9 da yatan çocuk şimdi 10 dan önce kesinlikle yatmıyor.ben evde söylediklerinize uymaya çalışıyorum elimden geldiğince ama kayınvalidem bakıyor çocuğuma ve her ağladığında sussun dşye her istediğini yapıyor.O nedenle çocuğum ikileme düşüyor.Ve ben bu dengeyi nasıl kuracağımı bilemiyorum.sadece benim dikkat etmemle kolay atlatırmıyız bilmem.Yardımlarınızı bekliyorum.teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, ne kadar zorlandığınızı tahmin edebiliyorum ama öncelikle unutmayın bu bir süreç ve geçecek. Üstelik bu çocuğunuzun sağlıklı geliştiğini, kimliğini oluşturduğunu size gösteren bir süreç, böyle düşünmek sabrınızı artıracaktır. Gelelim iki farklı yetiştirme tutumuna, evet bu oğlunuzun kafasını karıştırır ve bunun da ötesinde çocuklar bunu kullanmayı çabuk öğrenir. Öyle gibi görünmese de aslında her çocuk hayatında belli kurallar ve elbette tutarlılık ister. Siz kurallar koyarken, bakıma yardımcı olan babaanne bunları sürekli yok sayarsa bir düzen oturtmanız zor olur. Belki bu konuda babaanne ile konuşmanız, en azından çok temel konularda ortak hareket etmek için uyarmanız faydalı olabilir. Torununun sağlıklı gelişimi için olduğunu sakin ve güzel bir dille anlatırsanız orta yolu bulabilirsiniz diye umuyorum.

      Sil