Elimizdeki Uyuşturucu; Televizyon,Tablet, Akıllı Telefon!

Yemek yedirirken daha doğrusu yediremezken, iki dakika nefes almak istediğimizde, bir arkadaşımızla laflayıp, kırk yılda bir sıcak bir şey geçerken boğazımızdan, evden ağlama krizi yaşamadan çıkmak istiyorsak.. Çocuğumuzu televizyonun karşısına koymak için öyle çok neden var ki aslında. Boşuna sihirli kutu demiyorlar, hele bir de reklamlar başladıysa çocuklar üzerindeki etkisi gerçekten sihir gibi.

Çocuklar söz konusu olduğunda "kesin kural"lardan "mutlak doğru"lardan bahsetmeyi sevmem ama söz konusu televizyonsa kesin konuşalım;  Çocuğunuzu ekrandan mümkün olduğunca uzak tutun! 
Dünya Kerimoğlu (Mart 2015)
Yaşadığımız dönemin çocuklarını tamamen ekrandan uzak tutmak mümkün mü, elbette hayır! İşte o yüzden mümkün olduğunca diyorum, en azından bu konudaki kontrolü elinizde tutun.

"Ama neden, televizyonda çok eğitici programlar var" dediğinizi duyar gibiyim. Yanılıyorsunuz. Ya da belki içinizi rahatlatmak istiyorsunuz.
Televizyon karşısında özellikle de 2 yaş öncesi geçirilen zaman "pasif" zamandır.
İşte bunu kanıtlayan bir araştırma; eğitici programları izleyen 8-16 aylık bebekler, izlemeyenlere göre konuşurken ortalama  6-8 kelime daha az kullanıyor.17-24 aylık bebeklerde ise izleyenler ve izlemeyenler arasında kelime dağarcığı açısından bir fark olmuyor.
Yani uzun lafın kısası televizyondaki eğitici çizgi filmlerin, programların 2 yaşından küçük çocuğunuza hiçbir faydası olmadığı gibi, zararı da oluyor.
Neden? Çünkü televizyon tek taraflı bir iletişimdir. Ekran anlatır bebeğiniz dinler.
İşte bu nedenle; 2 yaş öncesi çocuğunuzu bütün gün ekran önünde bırakmayın!

Alışkanlıklardan bir anda vazgeçmek mümkün değil elbet ama birkaç adıma dikkat etmek hayat kalitenizi artıracak.
-Eğer evdeyseniz, televizyon bütün gün açık kalmasın. Eve girdiğinizde ilk iş televizyonu açmamaya çalışın. Belki ilk günlerde ev size sessiz gelebilir. Ama vazgeçmeyin.
-En başta siz, çocuğunuzla geçirebileceğiniz zamanı ekran başında harcamayın. Her akşam ortalama 2 saat süren bir dizi izleyen annenin çocuğunun tv bağımlısı olma ihtimali diğer çocuklara göre elbette çok daha yüksek
- Bebeğinizi oyalamak için her defasında bir "uyuşturucu" olarak televizyonu kullanmayın.
Mutfakta mısınız? Bu kez onu da yanınıza alın. Oyuncak, hatta daha da iyisi bir iki ufak tencere, kırılmayacak plastik tabak, bir tahta kaşık verin önüne ve çocuğunuzla konuşun. Gün boyu neler yaptığınızı anlatın mesela, onu da konuşması için cesaretlendirin.
- Arada radyoyu açın. Beraber şarkı söyleyin, dans edin.

Emir Ersal
Aslında gerisi tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış.Televizyonu kapattığınızda dünyanın ne kadar renkli olduğunu fark edeceksiniz. Tabi çocuğunuzun ne kadar iletişime açık olduğunu da.

Gelelim 2 yaş sonrasına;
Ufaklığı kara kutudan çok uzak tutmanız mümkün değil ama en azından kontrol sizde olsun. Tv karşısında gün boyunca oturmasına izin vermeyin! Siz her ne kadar daha eğitici programları seçmeye çalışsanız da o en çok reklamları ve müzik kanallarını sevecektir. Aslında bunları izlerken büyülenmiş gibi görünmesinin sebebi, konunun ilgisini çekmesi değil, renk ve seslerin hızlı değişimi.
Ama işte bu hızlı değişime uzun süre maruz kalmak çocuğunuzun ileri dönem dikkat toplama sorunlarının da temeli olabilir unutmayın.

6 yaş öncesi çocuk gerçekle hayali birbirinden ayıramaz. Örneğin reklamlarda süt içip süper kahramana dönüşen bir karakter gördüğünde kendisinin de dönüşeceğine inanır. Bu da bazı kazalara sebep olabiliyor.
Üstelik televizyon çocuğunuzun yerine gerçek olmayan bir dünya yarattığı için onun hayal dünyasını da sınırlıyor. Artık çocukların çoğu bir sandalyeye bakıp da onun dört nala koşabilecek bir at olduğunu göremiyor.

Yaş ilerledikçe reklamlar cazibesini kaybedecek, işte o zaman eğitici programlar devreye girebilir.
3- 4 yaş civarı bunun için en uygun zaman. Ama yine programlar konusunda seçici olmalısınız. Bir çizgi film açıp bırakmak seçicilik değil. Zaman zaman siz de kulak kabartın neler anlatıldığına ve çocuğunuzdan -eleştirel olmayan meraklı bir ifadeyle- izlediklerini size anlatmasını isteyin.
Ekranda, özellikle de yetişkinler için hazırlanan dizilerde birçok şey yaşanır (kavgalar,doğumlar,aldatmalar,ölümler,başarılar ya da hayal kırıklıkları) ve bunlar artık sıradanlaşır. Bebeğiniz de bunları izler ve bu da beraberinde hayata karşı bir duyarsızlaşma geliştirebilir. En azından sizin onun anlattıklarını dinlerken vereceğiniz, "inanmıyorum, bu çok güzel, ya da çok üzücü bir durum" gibi gerçek  tepkiler duyarsızlaşmanın önüne geçecektir.

Altın kurallardan biridir, televizyonu bir ödül olarak kullanmayın. Yemeğini yerse, uslu durursa televizyonu açacağınız vaadinde bulunmayın. Eğer öyle yaparsanız vereceğiniz mesaj net: "Televizyon ödül olabilecek kadar iyi bir şey".

Bir başka önemli nokta. İşte bu konuda çok net olalım.
Ayşe Melek Baytürk
Asla ama asla çocuğunuzun odasına televizyon koymayın!Odasında televizyon olan çocuk üzerinde kontrol sağlamanız imkansız hale gelir. O küçük sevimli, pembe, mavi televizyonlar sizi aldatmasın. Odadaki televizyon çocuğun uyku saatlerini bozabilir, saldırganlık eğilimini artırabilir, dikkat toplama problemleri yaratabilir,iletişim kurma becerisini azaltır .

Eğri oturalım, doğru konuşalım, bize çok iş düşüyor. Çocuğu televizyondan vazgeçirmek için en iyi yöntem alternatif sunmaktır. Eğer çocuğunuzun televizyona bağımlı hale geldiğini düşünüyorsanız, onu eleştirmek yerine aynayı kendinize çevirin. Demek ki onunla yeterince ilgilenmiyorsunuz, demek ki çocuğunuza televizyona tercih edebileceği zamanlar sunmuyorsunuz, kolaya kaçıyorsunuz..

Diyelim ki televizyon konusunda bugüne kadar yanlış adımlar attınız. Bir anda mucize yaratmaya da çalışmayın. Örneğin çocuğunuzun odasındaki televizyonu hemen kaldırmaya kalkmayın. Böyle bir durumda cezalandırıldığını düşünecek ve direnç gösterecektir.
Siz bir adım atın yeter, çocuğunuz kendiliğinden tv yerine anne babasıyla geçireceği kaliteli zamanı tercih edecektir.

Bir de işin akıllı telefon, tablet ve bilgisayar boyutu var tabi. Yani aslına bakacak olursak televizyon artık her an her yerde yanımızda. Diyorum ya gerçekçi olalım, ben çocuğumu bu teknolojiden tamamen uzak tutabiliyorum diyen bir adım öne çıksın!
Ama bu yapacak bir şey yok mu demek elbette hayır!

- Eve geldiğinizde çocuğunuz çevrenizdeyken elinizde telefon, facebook, twitter, instagram geziyor musunuz? Yapmayın!
Bırakın şu telefonu bir kenara. Çocuğunuzla oynayın. Bakın bu zamanlar geri gelmeyecek. Çocuğunuzun hatıra heybesine sizinle ne kadar çok anı doldurursanız o kadar iyi. Sosyal medyada fotoğraflarına bakmak yerine çocuğunuzun yüzüne bakın. Sizi özlemiş, sizinle vakit geçirmekten büyük keyif alacak küçük bir insan var gerçek hayatta.
- Eve girer girmez ilk iş televizyonu açıp dizi maratonuna mı başlıyorsunuz? Yapmayın!
İzlemesem de açık dursun demeyin. İlk gün belki sadece 15 dakika için sonra giderek artan sürelerde televizyonsuzluğu deneyin.

Bilgisayar konusunda yapacaklarınız da televizyona benzer aslında. Kilit nokta anne baba olarak kontrolü elinizde tutmak. Özellikle de çocuğunuzun oynadığı bilgisayar oyunları konusunda. Şiddet çocuklar arasında bir virüs gibi yayılıyor. Artık küçücük çocuklar bile iletişim yöntemi olarak şiddeti seçiyor. Ben bilgisayar oyunlarının da bu durumda payı olduğunu düşünüyorum. Küçücük ve tertemiz zihinleri insan öldürmenin, vurmanın, parçalamanın ödüllendirildiği oyunlarla doldurmak büyük hata! Eğer artık bu şiddetin son bulmasını istiyorsak evde en basit tedbirlerle başlayalım.. Gerisi zaten gelecek..


Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu
Ankara/2015





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder