Çalışan Anneleri Anlama Klavuzu..

Ben anneyim. 
Çalışan bir anneyim.
Çalışmasam ne olurdu, daha mı kolay olacaktı hayatım, muhtemelen hayır!
Evde kaldığım süre ve şimdi işten eve gittiğimde ciddi anlamda yoruldum, yoruluyorum. 

Yani kimsenin anneliğinin kimseye göre üstün ya da daha zor olduğunu düşünmüyorum. 
Bugün konuşacağımız da bu değil zaten. Çalışan annelerin yakasına yapışan, vicdanını sızlatan "yetememezlik" hissi. 
Bebeğimi bırakıp işe gittiğim ilk gün zordu.
Şanslıyım, kızım bırakabileceğim en güvenli kollarda ben yanında değilken. Beni büyüten, beni eğiten annem şimdi kızımı kollarının altına aldı.
O kadar emindim ki annemin Dünya için elinden gelenin en iyisini yapacağına, onu gözünün önünden bir an bile ayırmayacağına. Üstelik babası da tembihli, işe geç gidecek, anneanneye yardım edecek. Ama.. 

O ama aklımın bir köşesinde işte. Ya Dünya ben yanında yokken çok ağlarsa? Ya babası ve anneannesi onu susturamazsa? Kızım en hızlı memede sakinleşir biliyorum. Ben ne yapıyorum böyle.. Bana ihtiyacı var apaçık işte.. 


İlk yayın günüm. 2 Şubat 2015. 


Yayına girdiğim dakikaya kadar evi kaç kez aradım saymadım.. 
"Ağladı mı Dünya?"
"Yok, keyfi yerinde, oyun oynuyoruz"

"Ne yaptı mızmızlandı mı kahvaltıya?"
"Yoo, anneannesi gayet güzel yedirdi, hepsini bitirdi" 

Bir yanım "oh be" diyor, bir yanım anlamlandırmaya çalışıyor. "Bensiz de oluyormuş meğer"
Meğer benim küçük kızım 8 ay içinde bensiz de idare etmeyi öğrenmiş yavaş yavaş.
Meğer benim bebeğim, büyümüş. 


Biliyorum bana kısacık gelen 8 ayı kızımla geçirebilmem de birçok annenin elde edemediği bir şans aslında. Birçok arkadaşımın doğum izni biter bitmez 4 yada 5. aylarda işe dönmek zorunda kalışına tanık oldum. 
O kadar kısa ki doğum izni. Bebek anneye, anne bebeğine yeni yeni ayak uydurmuşken, bebeğin annesine tam bağımlı olduğu günlerde bitiveriyor. 

Tanıdık geldi mi bu his size?
Ya yaşadınız, ya yaşıyorsunuz, ya yaşayacaksınız.. 

(Ki bence hem çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi hem de annenin biraz daha içi rahat işe dönmesi için en az bir sene bebeğinin yanında kalması gerekiyor) 

Pınar-Doruk Yılmaz
İlk ayrılık sancısını atlatınca, anneleri içine çeken bir kısır döngü başlıyor bu kez. İşten çıkıp koşa koşa eve gitseniz bile bir yetememezlik hissi yokluyor bazı bazı.
Acaba bebeğime haksızlık mı yapıyorum? 

Sonra..
Bu suçluluk hissiyle iş dışındaki hayatımızın tamamını çocuğumuza ayırmaya başlıyoruz. 
Tabi bir yandan evin sorumlulukları..
Anne olmak bazen eş olmayı bile unutturur hale geliyor. 

En basiti, şöyle ayaklarımızı uzatıp bir film izlemeye vaktimiz, vaktimiz olsa halimiz kalmıyor.
Uzun zamandır okuduğumuz tek kitap masal kitabı.

Kaş, bıyık almış başını gitmiş.
Saçların dip boyası gelmiş.
Şöyle kıpkırmızı bir oje sürmeyeli yıllar oldu sanki.
Sinema keyfi neydi, bir zamanlar uzun uzun arkadaş sohbetleri yapardık değil mi?


Ve..
Kahraman anne bir de bakmışsınız tahammülsüz anneye dönüşüvermiş.


Baştan alalım.. 
İşe dönme zamanı geldi. Ama işe gitseniz de evde neler olup bittiğini düşünmekten yaptıklarınıza konsantre olamayacaksınız ve bu son derece normal. Kendinize zaman tanıyın.

Altın kural; Çalışan bir anne olmak bizi eksik ya da kötü bir anne yapmaz!
Sabah erken saatte işe gidiyorsanız bebeğiniz mışıl mışıl uyuyor olacak, uyandırmaya kıyamayacaksınız.
Akşama kadar o sizi bekleyecek, siz de ona kavuşacağınız anı.

İşin sırrı bu kavuşma ve sonrasını en iyi şekilde değerlendirmekte.
Zamanı, kaliteli zaman haline getirmekte. 


İşte bu noktada, özellikle de bebeklerimiz biraz büyüdükten sonra en sık yapılan hata.


Kaçırdığımız saatleri marketten alacaklarımızla telafi etmeye çalışmayacağız! 

Gün içinde bu hatanın temelini "Akşam sana ne getireyim?" diye sorarak atıyoruz.
Ama unutmayın evde sizi bekleyen ufaklığa götüreceğiniz en güzel hediye; ANNESİ!
Dikkatini oyuncakla, şekerle, çikolatayla dağıtmaya hiç gerek yok.


Hediye almak bir çocuğu mutlu eder, tabi kıymeti azalmazsa. Sürekli gelen hediyelerse sıradanlaşır. Siz iyilik yaptığınızı zannederken aslında çocuğunuzun hediye sevincini yavaş yavaş elinden alırsınız.

Eve gittiniz. Eliniz boş ama sıcacık kollarınız var. Sarılıp,öpüp kokladınız. 

Sonra..
Ne yazık ki gün boyu beklemesine rağmen çoğu anne için bu 5 dakikanın ardından yeni bir maraton başlıyor. Mutfak, yemek, sofra kurma,toplama, bulaşık yıkama, yatmaya hazırlık.
Siz tüm bunlarla uğraşırken çocuğunuz kucaklanmak, konuşabilecek kadar büyüdüyse size gün boyu neler yaptığını anlatmak derdinde..

"-Anne ben bugün parka gittim anneannemle, salıncağa bindim. Bir çocuk beni itti, düştüm, bak dizime.."
Dinlemiyor musunuz?
Dinleyin!
Gösterdiği o gün çizdiği bir resimse elinizdeki işi bırakın.
Eğilin (özellikle eğilin, gözleriniz aynı seviyede olsun, yüzünüzdeki ifadeyi görebilsin)
Bakın resme, neler çizdiğini anlatmasını isteyin, beğendiğinizi anlatın.

Yarasını beresini gösteriyorsa, geçiştirmeyin, acısını küçümsemeyin, onu anladığınızı anlatın;
-Eminim acımıştır tatlım, ama şimdi geçti değil mi?

Sadece birkaç dakika, biraz özen. Kaliteli zamanı yakalamak işte bu kadar kolay!

Yemek masası ise bütün aile birlikte vakit geçirmeniz demek. Gün boyu evde olup da sizin yemek masasında geçirdiğiniz dakikalar kadar çocuğuyla ilgilenmeyen anneler olabiliyor, bunu unutmayın çalışan anneler.

Yemekten sonra 45 dakika - bir saat anne ve baba olarak sadece çocuğunuzla ilgilenseniz hayatınızda ne çok şeyin değişeceğine şaşıracaksınız. Bir tek anneler değil, babalar siz de. Çocuğunuz tıpkı annesi gibi sizi de özlüyor. Sizinle de vakit geçirmek istiyor. Bu bir saatte, oyun oynayın, resim çizin, güreşin, boğuşun ama sakın televizyonun karşısına geçmeyin.. 

"Beraber" geçireceğiniz bu zaman dilimi bebeğinizin yatma saatleri konusunda da size yardımcı olacak. Sürekli ve çok geç saatlere kadar uyumayan bebeklerde çalışan annelerin davranışlarının etkisi olabiliyor. İçten içe bütün gün ayrıyız zaten diye düşünen anne vicdan azabıyla, zamanında çocuğu yatağa yollamakta kararlı davranamıyor çoğu zaman. Oysa siz de bebeğiniz de birbirinize özel bu dakikaların her akşam yaşanacağını bilirseniz, bir günde alabildiğim kadarını alayım endişesi ortadan kaldıracak, uyku için ayrılık daha sancısız olacak.

Uyku alışkanlığını bir kez oturtabilirseniz, önünüzde uzun bir akşam var.
Koltuğa kıvrılıp televizyon karşısında herhangi bir kanala bakarken uyuklamaktan fazlasını yapabilirsiniz, yapmalısınız.
Unutmayın siz anne baba olmanın ötesinde karı kocasınız. Sağlıklı yürütmeniz gereken sadece çocuğunuzla ilişkiniz değil. Zaten yorgunum deyip adım atmamak kolay olanı. Tabi sadece anneler için söylemiyorum, babalar bir adım da sizden.

Hele bir de haftada bir gün birkaç saati kendinize ayırabiliyorsanız ne mutlu!

İster kuaföre gidin o gün, ister arkadaşlarınızla sohbete. Ama gidin. Vicdan azabı çekmeyin.
Siz zaten çocuğuna gereken zamanı ayıran bir annesiniz, küçük molaları hak ediyorsunuz.
Birkaç saatlik bu değişiklik size iyi gelecek. Anneye iyi hissettiren her davranış da bebeğine olumlu sonuçlarla dönecek. 


Bazen hayat hiç de planladığımız gibi gitmiyor. Doğruları biliyoruz ama uygulayamıyoruz işte. Peki yapabilenler nasıl yapıyor?
Onlar daha iyi anneler mi? Yoksa çocukları mı daha iyi?
Belki de tek ihtiyacımız biraz cesaret etmek, biraz cesaretlendirilmek. 


Bence her anne, dünyanın en cesur insanıdır. 
Bence her anne, dünyanın en güçlü insanıdır.
Bence her anne, dünyanın en becerikli insanıdır.

Her anne, bir kahramandır. Ama malum, kahramanlık da kolay iş değil.

 



Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder