"Baba" Olmama İzin Verir Misin?

Savaş-Dünya Kerimoğlu (Aralık 2014)
Anneler gelin bugün biraz öz eleştiri yapalım..
Söz konusu çocuğumuzla bağ kurmak olunca biz kadınlar 1-0  önde başlıyoruz.
Bebeğimizle aramızdaki bağ bir baba adayına göre 9 ay daha erken başlıyor.
Bir de bizi son sürat anneliğe hazırlayan hormonlarımız var tabi.
Düşünsenize bir anne ortalama 3 ya da 4. aydan itibaren bebeğinin hareketlerini hissedebilirken, deneyimsiz babalar 5-6 ay geçmeden muhtemelen hiçbir şey fark etmeyecek.
Biz gün be gün içimizde bir canlıyı, kendi yavrumuzu büyütürken, baba adayları yaşadıklarını tam olarak anlamlandıramadan bizim kaprislerimizle, alınganlıklarımızla uğraşmak için mücadele edecek. Yaptıklarımız sonuna kadar hakkımız o ayrı ama dedim ya bugün bir de hikayenin diğer tarafından bakmak amaç.
Doğum sonrası durum değişiyor mu dersiniz?
Birkaç günlük aranın hadi taş çatlasa bir haftanın ardından eğer ekstra bir durum yoksa eşlerimiz gözü arkada doğru işe gidiyor ve biz bebeğimizle baş başa kalıyoruz.
Zaten yeni doğanlar günün büyük kısmını uyuyarak geçiriyor, belki babalar uyanık anına denk bile gelmiyor ilk zamanlar.
Gece ağlayınca biz ışık hızıyla kalkarken eşlerimiz çoğu zaman mışıl mışıl uyumaya devam ediyor. Aslında zaten bebeği besleme şansları olmadığından mecbur iş bize düşüyor.
Hatta belki de sabah erken kalkıyor diye odayı bile ayırdınız. Evin erkeği geceleri yaşanan maratondan bihaber. (yapmayın!)

Savaş-Dünya Kerimoğlu (Mayıs 2015)

Bebeklerimizi elimizden geldiğince emziriyoruz, yemek yedirmek bizin işimiz haliyle.
Hele bir de ilk kez anne olunca bir an bile bırakmak istemiyor insan bebeğini, göğsümüzde uyumasının zevki de dünyalara değişilmez zaten.  Dolayısıyla çoğu zaman uyutmak da bizim görevimiz. Alt değiştirmek, üst değiştirmek hepsi ellerimizden öpüyor hanımlar..
Ama gel zaman git zaman...
Bütün sorumluluğu gönüllü üstlenen biz anneler yorulmaya başlıyoruz.
İstiyoruz ki "baba" da bize yardımcı olsun. İşlerin ucundan tutsun. Hem sonuçta bu ikimizin bebeği, ikimizin sorumluluğu değil mi.

Günaydın hanımlar. Hiç söylenmeyin. Bu tablo bizim eserimiz. Hepimizin!

Bu saatten sonra ister küsün, ister surat asın, söylenin ya da derdinizi açıkça anlatın ufak tefek yardımların ötesine gidemeyeceksiniz. Peki buna sebep erkeklerin "sorumsuzluk genleri" mi?
HAYIR!

Bir saatte bitiremiyor diye yemek yedirmesine, acaba canını acıtır mı korkusuyla giysilerini giydirmesine, biraz büyüyünce acaba göz kulak olabilir mi endişesiyle baba-kız ya da baba-oğul parka gitmelerine izin vermiyorsak, eşimiz başındayken bile gelip gidip yeni yeni yürüyen çocuğumuzu kontrol ediyorsak,
Farkında bile olmadan eşlerimizin "baba" olmasına izin vermiyoruz demektir.
Aman dikkat!
Unutmayalım, çocuklarımızın sağlıklı büyümesi için doğduğu andan itibaren anneleri kadar, güvenli bir liman olan babalarına da ihtiyaçları var!


BABA ADAMLAR
(Hakan-Alaz Ayan /İlker-Can Karagöz/Osman-Deniz Baytürk /Savaş-Dünya Kerimoğlu /Derin-Özgür-Deniz Akbaş/Engin-Doruk Yılmaz) 

O zaman gelin, en baştan başlayalım. Hem biz anneler, hem babalar hem de çocuklar için en doğru olanı yapmaya çalışalım.

-Hamilelik sürecinde bir erkeğin kendini "baba" olarak hissetmesi siz ne yaparsanız yapın çok da mümkün değil. Ama yine de atılacak adımlar var. Her kontrolünüzde eşinizin yanınızda olması gibi mesela.

Sadece ilk birkaç kontrol ve cinsiyetin belirleneceği haftalarda değil, her kontrolünüzde eşinizin sizinle olmasını isteyin.


-Bebek için gündüz alışveriş yapıp sonra akşam aldıklarınızı göstermek yerine, eşinizle beraber de alışverişe çıkın. Ama onu sadece "cüzdan" olarak görmemek kaydıyla.
Baba'nın zevkine güvenin, bebeği için kendi zevkiyle bir şeyler seçmesine, yakıştırmasına izin verin.

-Bebeğiniz doğduğunda ise eşiniz "baba" olduğunun gerçek anlamda farkına varacak, ama biraz çekingen durması da gayet normal.
Eğer siz de bebeğin canını acıtabileceği korkusunu körüklerseniz baba-çocuk iletişimine  zarar verirsiniz.
Bırakın babası da miniğinizi soysun giydirsin, altını değiştirsin, pış pışlasın, hoplatsın..

(Çoğu anne bunlara izin verse bile sürekli müdahale etme hatasına düşüyor. Öyle değil böyle yapacaksın, ama koluna dikkat et, aman çok hoplatma kusar..
Kim başında sürekli bir gardiyan ister ki? Karşınızdaki bebeğinizin babası ve emin olun en az sizin kadar hassas.)
(anne iç sesi: tamam sizin kadar olmasa da sonuçta o da babası değil mi?)

- Bebeğinizin bakımı konusunda yardım isteyin.
Ben bebekle ilgileneyim sen diğer işleri yap demek olmaz. Eşinizden sürekli alt değiştirme konusunda yardım da istemeyin örneğin. Bırakın o da çocuk sahibi olmanın keyifli anlarına ortak olsun. Baba olmanın, babalık yapmanın tadını çıkarsın.

- Bebeğinizin ihtiyaçları hakkında sadece annenizle değil eşinizle de konuşun.
Mutlaka fikirlerini alın. Ufaklığın yediği kahvaltı bulamacının içinde neler olduğunu bilsin babası da. Halbuki mamanın içine örneğin o gün havuç koyup koymayacağınızı -aslında siz kararınızı vermiş bile olsanız- eşinize de bir danışsanız.
"Sanki bizimki havucu pek sevmiyor bir de sen denesene" deseniz.
Bir taşla iki kuş vurdunuz demektir, bebeğiniz kendisiyle ilgilenen babasının, babası ise bir özelliğini daha öğrendiği bebeğinin keyfini sürüyor olacak..

-Baba-çocuk zamanları yaratabilirsiniz.
Hafta sonu örneğin. Bu hem size nefes almak için bir süre sağlar, hem de onların paylaşımını artırır. Bir park ziyareti olabilir bu, yürüyüş ya da biraz büyüyünce sinema.


-Babalar size nazaran biraz daha rahat davranıyor olabilir. Müdahale etmeyin. 
Minik adımlar atan bebeğinizin ellerini bırakmakta daha cesur davranabilir. Lütfen içinizdeki o "korumacı anneyi"  biraz frenlemeyi öğrenin bu gibi anlarda.
"Napıyorsun sen, küçücük çocuk bırakılır mı" diye koşturduğunuz anda hem çocuğunuzun öz güvenini zedelemiş, hem de eşinizin babalık hevesini kırmış oluyorsunuz.  

-Sakın ama sakın, mücadele etmekte zorlandığınız çocuğa karşı baba'yı bir cezalandırma mekanizması  olarak göstermeyin.

En sık yapılan hatadır,"yaptıklarını akşam babana anlatırım" demek hatta bir adım öteye gidip babaya telefon açıp "bak kızın/oğlun" ne yaptı deyip ufaklığı azarlamasını istemek.
 Bu durumda çocuğunuza verdiğiniz mesaj;
"Annem benimle baş etmekte yetersiz. Kötü bir şey yaparsam beni babam cezalandırır, ama eğer babam evde değilse annem bir şey yapamaz, o zaman en azından gündüzleri beni engelleyen yok"  Zedelediğiniz baba-çocuk ilişkisi de cabası..

O yüzden..
Bir gün gelip de omuzlarınızdaki ağır yükle çok yorulduğunuzu fark etmeden önce, eşinizin size omuz vermesine izin verin.
Bırakın "babalık" yapsın.
Baba olmanın, bir çocuğun en güvenilir limanı, en büyük süper kahramanı, ilk aşkı olmanın tadını çıkarsın..
İyi ki varsınız babalar!!! 
Gününüz kutlu olsun!!! 

Babam ve bebeğim (Nisan 2015)



Dede ve torunları (Mayıs 2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder